ŞİMDİ DE BAYRAM MUHABBETİ

Joomla Plugin

alevilik1Çok beğendiğim, çok doğru bulduğum ve her fırsatta sohbetlerde yinelediğim bir söz var. ‘Biz dünyaya Aleviliği anlattık, öğrettik. Ama ne yazık ki, Alevilere anlatamadık, öğretemedik.’

Yıllar yılı, asimilasyona bilerek ya da bilmeyerek hizmet eden, yani daha çok İzzettin Doğan’ın Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı, Fermani Altun’ın Dünya Ehlibeyt Vakfı ve bağımsız rantçı, çıkarcı, cahil kimi dede kökenlilerin ve ailelerin yönetimindeki bazı Cemevi, Dergâh ve Derneklerde “Bayram Cemi”, “Bayram Namazı”, “Halka Namazı” gibi Alevilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan uygulamalar sürüyordu ve buna karşı verilen mücadelede tam da “başarılı olduk” diye düşünürken, biz “Aleviler de artık gerçek Aleviliği öğreniyor” diye avunurken, bir de gördük ki, bu kavramlar evrim geçirmiş ve adı da “Bayram Muhabbeti” olmuş. Yani, asimilasyon ve asimilasyona hizmet başka bir dona bürünmüş..

Zira birkaç gündür çeşitli Cemevleri, Dergâh ve Dernek yönetimleri üyelerine iki tür mesajlar gönderiyorlar. Birinci gruptakiler yıllardır gizliden gizliye ya da açıktan, gerçek Aleviliği değil, tam tersine İslamiyeti savunan, ya da Aleviliği İslamiyeti yamamaya çalışan, devletin kendi Alevisini yaratma projesine çeşitli rantlar, çıkarlar karşılığında hizmet ediyor ve üyelerini yine “Bayram Cemi”ne çağırıyorlar.

Ama ikinci bir grup var ki, işte bizim asıl üzülmemiz gereken ve bu yazının yazılmasına da sebep olanlar tam da bunlardır. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bileşenleri olan kimi “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve başkaca bileşen olan dernek, dergâh ve cemevleri yöneticileri üyelerini bu sabah itibarıyla ya “Bayram Cemi ve Kurban” bayramına, “Kurban Bayram Muhabbetine” ve de kesilecek kurbana maddi katkıya davet ediyorlar.

Birkaç gündür sosyal medya hesapları, bire bir görüşmeler ve telefonlarla bu dostlarımızı, canlarımızı uyardık. Alevi inancında, yol ve öğretisinde tarih boyunca “Bayram Cemi, Bayram Namazı, Bayram Muhabbeti” gibi uygulamalar olmadığını, bunun sonuçta asimilasyona hizmet eden ve de kitle kuyrukçuluğu olan bir durum olduğunu anlatmaya çalışıp durduk.

Ve biz tam da bu durum sadece bazı bilinçsiz, bilgisiz, popülist dernek ve cemevi yönetimindeki kimi kişilerin bir uygulamasıdır, bu nedenle çok da önemsememeli diye düşünürken, birde öğrendik ki, bu “yeni” ve “ucube” uygulamaya karar veren, yurttaki Alevi kurum, Ana, Dede ve Pirlerinden teşkil edilmiş olan ve güya Alevi yoluna hizmet edeceği umut edilen “Alevi Bektaşi İnanç Kurulu”ymuş. Bu kurul, “yolumuzda, inancımızda, öğretimizde ‘bayram cemi’, ‘bayram namazı’ yoktur, ama biz de sabahın köründe cemevimizi açalım, üyelerimiz gelsin, onlarla bayram muhabbeti” yapalım diye karar almış. Alevilikte “kurban bayramı” olmadığı şeklindeki düşünce giderek güçlenirken, kurbanın illa da kan akıtmak olmadığı, Alevilikte “bir elma” ve “bir lokma”nın da kurban olduğu biliniyorken, dünyada bunca açlığın, yoksulluğun, haksızlığın olduğu bir sürede ve adeta ülkenin dört bir tarafının hayvan katliamına döndüğü bir ortamda, bu kurulun böyle bir karar alması ancak popülizm, işgüzarlık ve/veya bilerek veya bilmeyerek asimilasyona hizmet etmektir.

Bu canlardan kimisi ile yaptığımız görüşmelerde, Cemevinin sabah açılmasının üyelerin talebi olduğu, eğer Cemevleri açılmazsa, bazı kişilerin Camiye gideceği şeklinde bir argüman karşımıza getirildi ki, bu da popülizm ve kitle kuyrukçuluğudur. Eğer inançta, yolda, öğretide ve tarihte olmayan bu durum karşısında kimi kişiler camiye gidecekse, bırakın gitsinler. Onlar bugün, ‘bayram cemi’, ‘bayram namazı’, ‘bayram muhabbeti’, yarın da başka bir gerekçe ile zaten kalkıp camiye giderler. Kaldı ki, inancımıza göre bireylerin hangi inancı savunacağı, hangi ibadeti yerine gideceği, ne şekilde ibadet edeceği de, tamamen bireyin özgür iradesine bırakılmıştır. Kişi kendini Alevi hissetmiyorsa ve camiye gidecekse, bırakın gitsin.

İşte bu gibi durumlar karşısında cemevini açan, muhabbet gibi bir ucube uygulamayla asimilasyon politikalarına alet olan bu dostlarımız sakın ola unutmasınlar ve bir daha tarihimize bakıp öğrensinler.

Ve de görsünler ki, Alevi inancının gerçek öncüleri ve önderleri, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Baba İshak, Baba İlyas, Kalender Çelebi, Şeyh Bedreddin, Şahkulu, Pir Sultan Abdal, Seyit Rıza yaşamlarında her daim ilkeli, onurlu bir duruş sergilemişler ve yol için, inanç için, öğreti için serleri de dahil bedel ödemeyi göze almışlardır.

Belirtmeliyim ki, yaptığım “bu asimilasyona hizmet eden uygulamaya son verin” çağrıma sadece PSAKD Genel Başkanının yanıt verdiğini, şubelerine mesaj çektiğini, diğer yönetici ve kurum temsilcilerinin, özellikle de Alevi Bektaşi İnanç Kurulunun çağrıyı görmezden, duymazdan, bilmezden gelmesi, sessiz kalması üzücü, düşündürücü ve de çok ilginçtir.

Alevi yolunun, öğretisinin gerçek iz sürücülerine, ardıllarına, yöneticilerine, kanaat önderlerine düşen görev, Alevi yol, inancı, öğretisinde yeri olmayan, bir yandan asimilasyonun başkaca uygulanış şekli olan, kitleye öncülük, önderlik etmek yerine, tam bir kuyrukçuluğu kokan bu tür yaklaşımlara prim vermemektir.

Bu yolda Xızır yar ve yardımcımız olsun.

Aşk ile..

Erdal Yıldırım

1 Eylül 2017

Wednesday, 29 Ocak 2020

DUYURULAR

"ÇATLAĞINI BULAN YAZILAR  
Ezilenlerin Mücadele Tarihi"  adlı kitabım Babek Yayınları'ndan çıktı!
 

SİPARİŞ İÇİN: 

Makale Görünüm Sayısı
235488