Tarihten bir sayfa: KA(h)RA(man)MARAŞ

Joomla Plugin
p  1

Maraş katliamının üzerinden 32 yıl geçti ve Maraş katliamı gerekli şekilde gündemde tutulmadı, gerekli hesaplaşma yapılmadı. Maraş katliamı da diğer bütün katliamlar gibi tüm yönleriyle açığa çıkartılmalı, devletin ve sorumlu olan herkesin sorumluluğu tespit edilmeli, bu anlamıyla siyasal, sosyal ve hukuksal hesaplaşması da yapılmalıdır.

Maraş katliamını sadece bir Alevi-Sünni çatışması eksenine oturtmaya çalışmak, bunun gerekçelerini de salt Alevilerin Maraş’a yerleşmesine, ekonomik olarak örgütleniyor olmasına bağlamak; ya da sadece CHP iktidarının yıpratılmasına yönelikmiş gibi açıklamaya çalışmak son derecek eksik ve yetersiz bir değerlendirme olur.

Maraş katliamının bu sebeplerin dışında başkaca da çok önemli nedenleri vardır. Aleviler 1968’lerde başlayıp, 70’lerde devam eden ve tüm dünyada esen sol rüzgarlardan, tarihsel karakter ve inançlarının gereği de soldan, ezilenden, özgürlüklerden yanadır. Genellikle de emperyalizme, faşizme, feodalizmin körüklediği her türden gericiliğe karşı duruşlarını sürdüre gelmişlerdir. İşte bu sebepler de emperyalistlerin ve onların işbirlikçileri komprador kapitalistlerin işine gelmiyordu. Solun ve birlikte hareket ettikleri Alevilerin yükselişini durdurmak her şeyden önce Amerikan emperyalistlerinin ve diğer emperyalistlerin amacı olmuştur.

Bu bağlamda katliam öncesine baktığımızda görülecektir ki, ABD Ankara Büyükelçiliği 1.Katibi Alexander Peck aylar öncesinde, Alpaslan Türkeş’in ‘Altın Hilal’ olarak adlandırdığı Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Malatya ve Maraş illerinde başta MHP olmak üzere çeşitli sağcı parti, dernek ve sendika yöneticileriyle bir dizi toplantılar yapıyor. Ve katliamdan bir hafta önce de Maraş’a gelerek yine başta MHP gibi faşist, gerici parti ve gruplar, dernek ve sendikaların yöneticileriyle bir dizi toplantılar yapıyor.

Maraş katliamına gelinen sürecin hemen öncesine baktığımızda emperyalist uşağı faşist piyonların, CIA-Kontrgerilla ve güvenlik güçleriyle birlikte 11 haziran 1967’de Elbistan katliamı, 5 Mart 1971 de Kırıkhan katliamı, 18 Nisan 1978 Malatya katliamı, 6-16 Eylül 1978 de Elazığ katliamı, 1-4 Eylül 1978 Sivas Ali Baba Mah katliamlarını gerçekleştirdiklerini görüyoruz.

Yıl 1978, sonbahar aylarında Maraş’ta günlerce önceden Alevilerin evleri, işyerleri işaretleniyor. Ve 19 Aralık… Maraş’ta faşistlerce “Güneş Ne Zaman Doğacak” filminin gösterildiği Çiçek Sinemasına ses bombası atılmasıyla katliam başlıyor. 26 Aralıkta katliam sona eriyor. Kıbrıs’a 24 saatte çıkartma yapan ve Maraş’ta 7 gün süren katliamın ilk 4 gününde ortalıklarda görünmeyen asker ve polisler, nerdeyse katliam sona erdikten sonra şehre, mahalle ve sokaklara giriyorlar.

Resmi kayıtlara göre bilanço: 111 ölü (oysa bizzat katliamı yaşayanların anlatımlarında bu sayının birkaç kat daha fazla olduğu biliniyor) yine resmi kayıtlara göre 1.000 kişinin üstünde yaralı. Bıçaklar, kamalar ve baltalarla karınları deşilip ceninleri dahi öldürülen hamile kadınlar, gözleri tornavidalarla oyulan çocuklar, eşlerinin, anne-babaların, kardeşlerinin gözleri önünde tecavüz edilen kızlar ve kadınlar.. Tarihin en büyük dramlarından biri… En baş edilmesi ve dayanılması zor travmalarının yaşandığı ve tek taraflı bir katliam.. Maraş’ta yaşayan Alevilerin yüzde 80’i evini, yerini, yurdunu, işini, aşını terkediyor.

Katliamda CIA ve Kontrgerilla ile birlikte başrol oynayan bazı kişileri de burada bir kez daha anımsayalım. Kimdir bunlar? Maraş katliamının bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller Kenger, 1971 yılındaki Kırıkhan katliamının da başrolündedir ve Maraş katliamında en büyük katliam ortağı Muhsin Yazıcıoğlu’dur. Ve ne yazık ki, bu katiller katliam sonrası ödüllendirilmiş, diyet borçları ödenmiş ve milletvekili yapılmışlardır.

Yıllarca solcu, sosyal demokrat geçinen ve milyonlarca sol düşünceli insandan oy alan, çok önceden, Maraş’ta MİT ve MHP tarafından birlikte organize edilen bir katliamın tertipleneceği konusunda bir raporla haberdar edilen ve kendisine verilen bilgi notunu rapor ve belgeleri 28 yıl çekmecesinde saklayan Başbakan Bülent Ecevit katliamın önemli sorumlularından birisidir.  

Bir başka olgunun, yani Osmanlıda Ebusuud ve başka Şeyhülislamların, “Alevi öldürmek sevaptır, bir Aleviyi öldüren cennete gider”, “Alevilerin nikahları geçersizdir, çocukları piçtir” fetvalarıyla binlerce Alevinin katledilmesinden yüzlerce yıl sonra bu kez de Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri Başkanlarının, din adamlarının, hatta cami imamlarının fetvalarıyla Alevilerin katlinin devam ettiği gerçeğinin de altını çizelim.

Ve yine Anadolu’da yaşanan katliamlara bakıldığında her seferinde katliam öncesi “Aleviler camiyi bombaladı veya komünistler camiye bomba attı” söylemlerinin Perşembe günleri camilerden “katli vaciptir” söylemleriyle kitlelere ulaştırıldığı ve katliamların Cuma namazlarıyla başlatılıp gerçekleştirildiği görülecektir. Yani katliamlar her seferinde ‘din adına, Allah’ adına yapılmıştır.

Oysa Maraş’ta olanlar bir “Alevi –Sünni” çatışması, ya da “sağ-sol çatışması” asla değildir. Bu bir tesadüf veya halkın durduk yerde galeyana gelmesi hiç değildir. Bu vahşi bir katliamdır ve aylar öncesinden ABD’li emperyalistlerinin, başta Ökkeş Kenger olmak üzere sağcı, gerici kesimler, MHP–CIA-Kontr-gerilla işbirliğiyle planlanmış, programlanmış ve gerçekleştirilmiş, 12 Eylül askeri faşist darbesinin bir ön hazırlık evresidir.

Aradan 32 yıl geçmiş olmasına rağmen bu utanç dolu katliamlarla yüzleşmemek, “gelecekte de yaşanılabilir” kaygılarını güçlendirmektedir. Buna benzer katliamların bir daha yaşanmaması için devlet geçmişteki Maraş dahil, tüm katliamların utançlarıyla yüzleşmeli, katliamların gizlenen tüm arşivleri, belgeleri açıklanmalı, saklanmaya çalışılan gerçek failler tespit edilmeli ve suçlular mutlaka yargılanmalıdır. Özelde Maraş katliamı, genelde de tüm katliamlar nedeniyle devlet toplumdan özür dilemeli, Maraş’a da katliamı ve yitirdiklerimizi sembolize eden ve unutulmamasını sağlayacak bir anıt dikilmelidir.

Ve hiç kimse bu insanlık dışı vahşi katliamları unutmamızı söylemesin, unutmamızı istemesin. Hiç kimse de sakın ola ki, katliamları unutmaya da kalkmasın. Çünkü unutursak, mutlaka yeniden hatırlatırlar.

Çünkü unutmak tarihimize, inancımıza, geleceğimiz olan çocuklara ihanettir.

Çünkü unutmak insana ve insanlığa ihanettir.

Erdal YILDIRIM

14.12.2010

Sunday, 25 Ağustos 2019

DUYURULAR

AVRUPA PANELLERİ

******

1-) DANİMARKA AARHUS 

Aarhus Alevi Kültür Merkezi

 

3 Mayıs Cuma 18:00 

 

"DERSİM TERTELESİ ve ALEVİ KATLİAMLARINI KONUŞUP

MAYIS AYINDA YİTİRDİĞİMİZ  68 ÖNDERLERİNİ" ANACAĞIZ.

  Aarhus DK Panel afii

ADRES: BREDSIFTEVEJ 8, 8210 AARHUS

 

Not: 4 Mayıs Cumartesi Saat 10:00'da HEDENSTED AKM'de Kahvaltıda buluşalım. 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

 ******

 

2-) ALM./BREMEN 

 

5 Mayıs Pazar  13:00

Bremen Cemevi 

 

"DERSİM SOYKIRIMI ve MAYIS ŞEHİTLERİ" PANELİ  

 Bremen panel afii 05.05.2019

 

Adres: Breitenweg 41, 28195 Bremen 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.  

****** 

 

4-) ALM./HAMBURG

 

6 Mayıs Pazartesi  18:30

"DERSİM TERTELESİ VE 68 ÖNDERLERİ" Paneli 

 Hamburg panel afii 06.05.2019

Adres: Nobistor 33, 22767 Hamburg

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

******

 

Makale Görünüm Sayısı
309761