Biz Affetmeyeceğiz

Joomla Plugin

Ey. pnl 2 Yıllarca egemenlerin temsilcileri ve onların bilinçli–bilinçsiz mensupları, taraftarları, padişahından vezirine, şeyhülislamından, yazarçizerine, edebiyatçısından gazetecisine, televizyoncusundan her kademedeki yöneticisine kadar birçok kişi Alevi ve Kızılbaşlara yönelik insanlık dışı iftira ve karalamaları söyleyip durdular. Sonra da “affedin, unutun” dediler.

Bu iftira, hakaret ve karalama söylemleri özünde inkâr ve asimilasyona yönelik egemenlerin tasarladıkları birer politik taktik, aynı zamanda bir çeşit bastırma, sindirme, kendine yabancılaştırma yöntemidir. Kimi zaman Yavuz döneminde olduğu gibi katli vacip olandır. Öyle ki, Kanuni döneminin ünlü Şeyhülislamı Ebussuud Efendi “Kızılbaş topluluğunun dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Bunları öldürenler gazi, bu öldürme sırasında ölenler de şehit olur mu?” şeklindeki bir soruya karşılık, “Evet olur, din yolunda en büyük savaştır, Tanrı yolunda büyük bir şehitliktir“ diye fetva verir.

Bazen bu fetvalar, iftiralar, karalamalar kimi bilinçsiz Aleviler tarafından, Kızılbaşlık kötü bir şeymiş, sanki Kızılbaşlık utanılacak bir olguymuş, sanki Alevi olan ile Kızılbaş olan farklıymış gibi algılanabiliyor, böylece Alevilerin ve Kızılbaşların onurla sahip oldukları bu binlerce yıllık değere yabancılaştırılması da sağlanmaya çalışılıyor.

Cumhuriyet döneminde de Yakup Kadri’den, Reşat Nuri’ye, Hüseyin Rahmi’den Ömer Seyfettin’e, Haldun Taner’den MEB kitaplarına, Türk Dil Kurumu yayınlarına kadar birçok kişi ve kurum temsilcisinin Alevi ve Kızılbaşlara hakaret etmek, aşağılamak ve iftira etmekten vazgeçmediklerini ve bunu sistemli ve programlı bir şekilde sürdürdüklerini görüyoruz.

Ve görülmektedir ki, bu iftiraları yapanlar her zaman sıradan kişiler de değiller. Kimileri toplum nezdinde belirli yerlere oturtulmuş aydın, sanatçı, yazar geçinen, kimi de Alevilerden de toplanan vergilerle maaşları ödenen devlet kurumlarında görevliler.

Kimisi Güner Ümit gibi televizyon programında hamile bir kadın rolündeki birisine çok doğalmış gibi “sen babandan mı aldın o çocuğu, sen Kızılbaş mısın?” diye soracak, kimisi şovmen geçinip soytarı misali “siz orda mum söndü mü yapıyorsunuz?” diyecek, kimi bunakları telefonlara bağlatıp “Ben Kızılbaş mıyım?” söylemlerine sessiz kalacak kişiler..

İşin kabul edilemez ve can alıcı yanı ise, sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki bunların tümü ‘kazara’ olmuş, tümü basit birer ‘gaf’, ‘bilgi noksanlığı’ ya da ‘iş kazası’ gibi açıklanmaya çalışılmasıdır. Hakaretleri edenler kısa süreliğine kenara çekilmiş gibi yapıyorlar, sahte üzüntü görüntüleri ve kameralar eşliğinde bazı dernekçikleri ziyaret ediyor sözde özür diliyorlar ve bir başka hakareti için ödüllendiriliyor, yeni TV programlarına başlıyorlar.

Alevi toplumu bu söylemlerin basit birer ‘gaf”, anlık gelişen birer ‘iş kazası” veya ‘bilgi noksanlığı’ olmadığını çok iyi biliyor. Kimse, sistemin ve egemen Emevi zihniyetinin asimilasyon ve eğitim politikalarının birer prototipi olan bu zavallılara karşı hoşgörülü olmamızı, onlara inanmamızı ve onları affetmemizi beklemesin.  

Boşuna beklemeyin.. Affetmeyeceğiz…

Sizler Yavuz döneminde olduğu gibi Kızılbaşlık için “ateşe tapan sapık bir ideolojinin mensupları” diyerek binlercesini katledeceksiniz. En-el Hak diyen Hallac-ı Mansur’u, Seyit Nesimi’yi asacak, derilerini yüzecek, Osmanlının zulmüne karşı çıktığı, mazlumdan yana olduğu için Hınzır Paşalarınızın eliyle Pir Sultan’ı asacaksınız. Alevi Kızılbaş oldukları için Koçgiri’de, Dersim’de binlercesini katledecek, sürgün edecek, mezar yerlerini bile gizleyeceksiniz..

Sözlüklerinizde, ansiklopedilerinizde, ders kitaplarında “Ensest = Kızılbaşlık” diyecek, sonra “bilmiyorum, özür dilerim” oyunlarına başvuracaksınız.

Katliamları ordu birlikleri, polis güçleri, vali, başbakan, başbakan yardımcısı, cumhurbaşkanı hep birlikte seyredecek, o katliamı tüm ülkeye televizyonlarda naklen seyrettireceksiniz. Sonra da o katillerin avukatlığını yapacak, belediyelerde, devlet kurumlarında çalıştıracak, besleyeceksiniz.. Meydanlara çıkıp mitinglerde “Alevilerin malı, canı helaldir, katli vaciptir” fermanını veren Ebu Suud’ için “örnek insan, büyük âlim” diye methiyeler dizeceksiniz. Sonra da “affedin, unutun, kaşımayın” diyeceksiniz… Yok ya…  

Birkaç gün önce bu ülkenin başbakanı olarak Sayın R.T. Erdoğan, 16 yıldır İstanbul Galatasaray’da gözaltında, işkencede, sokak infazlarında, karakollarda yitirdikleri çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini arayan “Cumartesi Anneleri”yle görüştü. Annelerin “meclis’te gözaltında kayıpları araştırmak üzere bir komisyon kurulması ve Birleşmiş Milletler İnsanların Zorla Kaybedilmesinden Korunması Sözleşmesi’nin imzalanması” talebine karşılık “derhal gereği yapılacağı” şeklinde demeçler verdi..

Peki, sonuç ne oldu? Bu görüşmeden sadece 3 gün sonra mecliste verilen “gözaltındaki ve hapishanelerdeki kayıpların araştırılması için TBMM de Araştırma Komisyonu kurulması” önergesi AKP’lilerin oylarıyla reddedildi.

Alevi açılımı, Kürt açılımı, Ermeni açılımı, Roman açılımı diyecekler, sonra da tüzüğüne “Alevilerin ibadet yeri Cemevleridir” yazan derneği kapatmak için Diyanet İşleri Başkanı, şeyhülislam gibi fetva verecek ve güdümlerindeki hakim kılıklı kadılarla işbirliği yapacaklar. Toplumsal barış diyecekler, Kürtler üzerinde her türlü baskıya devam edecekler. Ermeni açılımı diyecekler Kars’taki İnsanlık anıtını yıkacaklar, Hrant Dink’in katillerini korumaya kollamaya devam edecekler. Sonra da söylemlerini, yaptıklarını affetmemizi, unutmamızı ve kendilerine inanmamızı bekleyecekler…

Kim kime inanırsa inansın, kim kimi affederse affetsin, kim işbirlikçiliğe soyunursa soyunsun, biz “ileri demokrasi getireceğiz” deyip işçileri, memur ve öğrencileri meydanlarda coplatanları, gazetecileri, özgürlükten yana fikir açıklayanları cezaevlerine tıkayanlara, adım adım memleketi şeriatçı bir düzene götürenlere, referandum öncesi “12 Eylül darbesini ve generallerini yargılayacağız” diyenlere, inanmayacağız, unutmayacağız. Faşist Evren’in avukatlığını yapanlara, referandum sonrası ise 12 Eylül faşist darbecilerinin yargılanmasına “hayır” diyenlere asla inanmadık, bundan sonra da inanmayacak, unutmayacağız..

Kim affederse affetsin, biz onları da, onları affedenleri de asla affetmeyeceğiz.  

Erdal YILDIRIM

12 Şubat 2011

Sunday, 25 Ağustos 2019

DUYURULAR

AVRUPA PANELLERİ

******

1-) DANİMARKA AARHUS 

Aarhus Alevi Kültür Merkezi

 

3 Mayıs Cuma 18:00 

 

"DERSİM TERTELESİ ve ALEVİ KATLİAMLARINI KONUŞUP

MAYIS AYINDA YİTİRDİĞİMİZ  68 ÖNDERLERİNİ" ANACAĞIZ.

  Aarhus DK Panel afii

ADRES: BREDSIFTEVEJ 8, 8210 AARHUS

 

Not: 4 Mayıs Cumartesi Saat 10:00'da HEDENSTED AKM'de Kahvaltıda buluşalım. 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

 ******

 

2-) ALM./BREMEN 

 

5 Mayıs Pazar  13:00

Bremen Cemevi 

 

"DERSİM SOYKIRIMI ve MAYIS ŞEHİTLERİ" PANELİ  

 Bremen panel afii 05.05.2019

 

Adres: Breitenweg 41, 28195 Bremen 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.  

****** 

 

4-) ALM./HAMBURG

 

6 Mayıs Pazartesi  18:30

"DERSİM TERTELESİ VE 68 ÖNDERLERİ" Paneli 

 Hamburg panel afii 06.05.2019

Adres: Nobistor 33, 22767 Hamburg

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

******

 

Makale Görünüm Sayısı
309777