Aleviler ve Ötekiler Ne Yapmalı?

Joomla Plugin

Ey. tv 11

Günümüzde dünyanın hiç bir coğrafyası yok ki, o topraklarda yüzlerce yıldan beri yaşayan milyonlarca insan, kendi etnik ve inançsal kimliğini ispat etmek, kimliğini yitirmemek, asimilasyona uğramamak ve yaşadığı ülkede, inancını ve etnik kimliğini ülkedeki diğer yurttaşlar gibi “eşit yurttaşlık hakkı” temelinde özgürce yaşayabilmek için mücadele etsin.

Ama Aleviler ve Kürtler ana vatanları olan, “Medeniyetler Beşiği” denilen Mezopotamya ve Anadolu topraklarında sayısız kez saldırı, baskı, inkâr, imha, katliam ve soykırımlarla karşı karşıya kaldılar. Asırlar boyu Sümer, Babil, Asur, Akad, Elam uygarlıkları, Süryani, Türkmen, Arap ve başka birçok inanç ve etnik toplu(luk)m ile birlikte barış içinde yaşamaya çalışan Aleviler ve Kürtler her dönemde saldırıya uğradılar, katliamlar ve soykırımlarla yüzyüze geldiler.

Özellikle Orta Asya’dan batıya yönelen ve Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’daki çeşitli beylikleri de egemenlikleri altına alan Selçuklular, Moğollardan gelen istilacı, baskıcı, yağmacı kültürlerini, Anadolu’daki halklara karşı da sürdürüp egemenliği altına aldıkları toplulukların, inançlarını ve etnik kimliklerini yok etmeye çalıştı. Bu baskıcı, feodal politikalar, doğal olarak kısa zamanda isyanlara dönüştü. Selçuklunun eşitsizlik, ayrımcılık ve adaletsizlik üzerine kurulu düzenine ve asimilasyon politikalarına karşı, Baba İshak ve Baba İlyas önderliğinde isyan bayrağı açan onbinlerce Kızılbaş (ki, bu büyük isyana Kızılbaş olmayan başka inanç ve etnik yapılardan topluluklar da destek verdi) Amasya’da ve Kırşehir’in Malya Ovasında toplu kıyımdan geçirildiler.

Selçukluların devamı olan Osmanlı İmparatorluğunda da Alevi Kızılbaşlar, başkaca etnik ve inançsal topluluklar inkâr edilip yok sayıldı. Özellikle de Aleviler, Kızılbaşlar insanlık dışı karalama ve iftiralar, Şeyhülislamlar fetvalarıyla sayısız kıyım ve kırımlara uğratıldılar.

1420 de Sultan I.Mehmet, Şeyh Bedreddin İsyanında ve 1511 yılında Şahkulu Sultan İsyanında II. Bayezid tarafından binlerce Alevi Kızılbaş kılıçtan geçirildi.

Yavuz Sultan Selim devrinde Alevi Kızılbaş düşmanı İdris-i Bitlisi’nin Şerefname adlı eserinde Yavuz Sultan Selim’in 1514 yılında Çaldıran Savaşında, yaklaşık 60-70 bin Alevi Kızılbaşı katledildiği yazılıdır.

Yavuz’un Şeyhülislamı Müftü El Hamza: “Kızılbaşlar kafir, dinsizdir ve her kimse ki, onlara uyup o ‘sapık’ dinlerine razı ve yardımcı olan olursa, onlar da kafir ve dinsizdirler. Bunları öldürüp tohumlarını darmadağın etmek tüm Müslümanlara vacip ve farzdır” ve Şeyhülislam İbni Kemal: ”Kızılbaşların kadınları ortaklaşa kullandıkları” ya da “Kuran’ı, camileri yaktıkları” şeklinde fetvalar verip katledilmeleri için fetvalar vermişlerdir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Şeyhülislamı Ebu Suud, “Kızılbaşların malları, canları ve namusları, katledilmeleri de helaldir”. Devamla, “Alevileri öldürmek için yapılan savaş, en kutsal savaştır. Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur. 7 Kızılbaş öldüren cennete gider” şeklinde fetvalar vermiş ve bu fetvalar sonucunda binlerce Kızılbaş katledilmiş, 1527’de Kalender Çelebi İsyanında da binlerce Kızılbaş kılıçtan geçirilmiştir.

1826 yılında II. Mahmut (kuyucu Murat – Bosnalı bir Hırvat devşirme), Celali İsyanlarında binlerce Kürt ve Kızılbaşı canlı canlı / ya da öldürdükten sonra derin kuyulara atıp kuyuların üzerini toprakla örterek katletmiştir. Ve bu öldürdüğü kişilerin kellelerinden kuleler ve piramitler yaptırmıştır.

Selçuklu ve Osmanlı’da yaşanan inkâr, imha, iftira, karalama ve katliamlar Cumhuriyet döneminde de sürdü. Kurtuluş Savaşı öncesinde “Hilafet ve saltanatın kaldırılacağı”, “tebaa” yerine “eşit yurttaşlık” ve “gerçek laik bir cumhuriyet” getirileceği vaadiyle Kurtuluş Savaşına tüm güçleriyle katılıp destek veren Aleviler ve Kürtler, Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra yine geçmişteki inkâr, ayrımcılık, ötekileştirilme ve katliamlara tabi tutulmuşlardır.

1920 - 1921 yıllarında Koçgiri’de yüzlerce Alevi-Kızılbaş ve Kürt, Ankara Hükümetince görevlendirilen Merkez Ordusu komutanı Sakallı Nurettin Paşa ve Topal Osman ( ki, 1914-16 yılları arasındaki Rum Pontus ve Ermeni katliam ve soykırımlarında da vardır) tarafından katledilmiştir. Koçgirililerin evleri, malları mülkleri yağmalanıp talan edildi, kadın ve kızlara tecavüz edildi. Yüzlerce kişi zindanlara atıldı, kimileri başka yerlere sürgün edildi. Topal Osman ile birlikte Koçgiri’nin katillerinden olan Sakallı Nurettin Pasa, Koçgiri’yle ilgili konuşurken: “Türkiye’de “Zo” diyenleri imha ettik, şimdi ben de “lo” diyenleri kökünden temizleyeceğim” ifadesini kullanmıştır.

Alevileri Kurtuluş Savaşından sonra “laik cumhuriyet”, Kürtleri de “Türk-Kürt Konfederasyonu” kurma yalanlarıyla kandıran, oysa İttihat ve Terakkinin “Tek Dil, Tek Din, Tek Millet” söylemi üzerine inşa edilen cumhuriyet rejiminde hükümetler istisnasız, Alevi, Kürt ve diğer azınlıklara karşı “Türkleştirme, Sünnileştirme” politikasını sürdürdüler. Tekke Zaviyelerin Kaldırılması Kanunuyla sadece Alevi, Kızılbaş, Bektaşi Dergâhları kapatıldı. Sünnilere hizmet için Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Alevi Pirleri, Anaları, kanaat önderleri büyücü, üfürükçü, muskacı, dolandırıcılarla bir tutulup gözaltına alındı, zindanlara tıkıldı.

1937-38’de Dersim soykırımında binlerce insan katledildi, binlercesi sürgün edilip, yüzlerce çocuk evlatlık ve hizmetçi olarak verildi. 20 yüzyılın son yıllarında Kırıkhan, Malatya, Maraş, Sivas, Çorum, Gazi ve Madımak’ta Alevi katliamları, devletin askeri, polisi, güvenlik güçlerinin gözetiminde ve açık desteğiyle devam etti. Katliamlardan sonra köylerini, yurtlarını, evlerini terk etmeye zorlanan on binlerce Alevi ya kentlere ya da başka ülkelere göç etmek zorunda kaldılar.

Onlarca kıyım ve katliamdan sonra bile, Alevileri fiziki olarak kırmakla, öldürmekle, katliamla bitiremeyeceklerini gören gerici, ırkçı, faşist zihniyetin temsilcileri, Aleviliği yok etmek, bitirmek için bir yandan da “devletin Alevisi” yaratmaya çabasını devam ettirdiler. Tıpkı, “devletin Kürdü”, “devletin Ermenisi” vb. projelerinde olduğu gibi, devletin Alevisi için de Başbakan Süleyman Demirel, görevlendirdiği İzzettin Doğan’a örtülü ödenek verip “CEM Vakfı”nı (Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi) kurdurttu. İzzettin Doğan, Reha Çamuroğlu, Fermani Altun gibi bireysel çıkar ve rant peşindeki kimi Reyber ve Hınzır paşalar, ihanetçiler, Alevi düşmanları gerici, faşist Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan ile dost olmayı bile seçtiler.

2002 yılında iktidara gelen AKP, daha önceki tüm iktidarların asimilasyon politikalarını daha da güçlü sürdürmek için sözde “Kürt Açılımı”, “Alevi Açılımı”, ”Ermeni Açılımı”, “Roman Açılımı” gibi uygulama projelerini devreye sokup “tek millet, tek dik dil, tek din” sloganlarıyla birçok “çakma” Alevi derneği, hatta sözde bir Alevi Federasyonu da kurdurttu.

AKP, “Alevi Çalıştayı”, “Alevi Açılımı” söylemlerine karşın, Alevi toplumu ve örgütlerinin “Eşit Yurttaşlık Hakkı”, “Ayrımcılığa ve Asimilasyona son”, “Cemevlerine yasal statü”, “Zorunlu Din Dersinin kaldırılması”, başta Serçeşme olmak üzere “Alevi dergâhları Alevilere verilsin”, “Madımak’ın Utanç Müzesi Olsun” taleplerine kulaklarını tıkadı.

“Kürt Açılımı”, “Barış süreci”, “Çözüm süreci” yalanları eşliğinde seçimlerde milyonlarca kişinin oylarıyla seçilmiş Belediye Başkanlarını gözaltına alıp zindanlara doldurdular. Onlarca seneden beri devletin bilgisiyle sınır ötesinden mazot ve sigara getiren Roboski’li onlarca Kürt çocuğu ve gencini savaş uçaklarıyla bombalayıp katlettiler. Seçimle gelen Milletvekili ve Parti Eşbaşkanlarının dokunulmazlıkları kaldırtıp zindanlara attılar.

Asırlar boyu inkâr, imha, katliam ve asimilasyon politikalarıyla katliamlara uğrayan, soykırıma tabi tutulan, asılan, kesilen, derisi yüzülen Aleviler, Alevi toplumu ve Kürt halkı bu politikaları boşa çıkarmalıdır. Özellikle bu iki toplum, hem tüm emek cephesine karşı uygulanan siyasal, sosyal, kültürel baskılardan payına düşeni almakta, hem de etnik ve inançsal farklılıkları sebebiyle baskı ve haksızlıklarla karşı karşıya uğramaktadır.

Ülkeyi KHK ve OHAL ile yöneten gerici, şeriatçı AKP hükümeti, emrindeki adalet(siz), yargı(sız), hukuk(suz) kurumları ve asker, polis marifetiyle keyfi olarak yüzlerce emekçiyi, akademisyeni işten atıyor. Muhalif kimliği belli olan aydın, gazeteci, sanatçı, yazarlar, insan hakkı savunucuları, hak alma mücadelesi yürüten bireyleri derhal gözaltına aldırıp, zindanlara dolduruyor.

Son yıllarda, 2013 yılında Bornova, 2014 yılında Selçuk Zeytinköy’deki Alevi mezarlarına yapılan insanlık dışı saldırılar yeni bir boyuta taşınıyor ve Aleviler, TC’nin başkenti Ankara’da cenazesini mezara gömemiyor, cenaze yerinden çıkarılıp bir başka şehirde ancak sırlanabiliyor. Mezarlıklarda Alevi mezar taşlarına “leş” yazısı yazılıyor, yine tespit edilen Alevi evlerine çarpı (x) işaretleri konuyor, Ramazanlarda, işyeri, okul vb kamusal alanlarda ayrımcılık, baskı ve saldırılar artarak devam ediyor.

Aleviler ile eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi mücadelesi yürüten kesimler, tam bir korku imparatorluğuna dönüştürülen, adalet ve hukukun olmadığı, evrensel normların hiçe sayıldığı, anti-demokratik uygulama ve politikalara, “tek adam” rejimine dönüştürdüğü bu ortamda, güzel yarınlar için çok kısa zamanda bir araya gelmenin yolunu bulmalıdır.

Toplumsal barışın gelmesi, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine kavuşması, eşit, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitimin ve inanç özgürlüğünün sağlanabilmesi, emekçilerin çeşitli ekonomik, sosyal haklarını yeniden kazanabilmesi, kadın üzerindeki her türlü baskının sonra ermesi için hepimize görevler düşüyor. Emek cephesi, meslek örgütleri, siyasal yapılar, DKÖ ve STK’lar, partiler, dernekler ilkeli bir sol cepheyi ve dayanışma hattını örmelidir.

Erdal YILDIRIM

8 Ekim2017

Semah Dergisi Kasım sayısında yayınlandı

Sunday, 25 Ağustos 2019

DUYURULAR

AVRUPA PANELLERİ

******

1-) DANİMARKA AARHUS 

Aarhus Alevi Kültür Merkezi

 

3 Mayıs Cuma 18:00 

 

"DERSİM TERTELESİ ve ALEVİ KATLİAMLARINI KONUŞUP

MAYIS AYINDA YİTİRDİĞİMİZ  68 ÖNDERLERİNİ" ANACAĞIZ.

  Aarhus DK Panel afii

ADRES: BREDSIFTEVEJ 8, 8210 AARHUS

 

Not: 4 Mayıs Cumartesi Saat 10:00'da HEDENSTED AKM'de Kahvaltıda buluşalım. 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

 ******

 

2-) ALM./BREMEN 

 

5 Mayıs Pazar  13:00

Bremen Cemevi 

 

"DERSİM SOYKIRIMI ve MAYIS ŞEHİTLERİ" PANELİ  

 Bremen panel afii 05.05.2019

 

Adres: Breitenweg 41, 28195 Bremen 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.  

****** 

 

4-) ALM./HAMBURG

 

6 Mayıs Pazartesi  18:30

"DERSİM TERTELESİ VE 68 ÖNDERLERİ" Paneli 

 Hamburg panel afii 06.05.2019

Adres: Nobistor 33, 22767 Hamburg

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

******

 

Makale Görünüm Sayısı
309774