Joomla Plugin
Avrupa Birliği Paneli 
Panel Atasehir
Meseleyi birkaç başlık üzerinden anlatmaya çalışmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
1-)  AB’nin ne anlama geldiği,
2-)  AB ve Azınlıklar meselesi
3-)  Siyasal ve askeri bir emperyalist güç olarak Avrupa Birliği
 
Son yıllarda ve özellikle son aylarda özellikle ülkemizde birlikte yatıp kalktığımız AB birliği meselesine bir bakalım. Önce de hükümetin yaptıklarından başlayalım isteseniz.
 
Ülkemizde hükümet AB üyeliği için bir yandan AB’nin çeşitli yaptırımlarını kabul ederken diğer yandan İMF ve Dünya Bankasının isteklerine boyun eğmekte ve emperyalist sermayenin önündeki engelleri kaldırmak için özelleştirme politikalarına hız vermektedir..  ( SSK Hastaneleri,  Köy Hizmetleri )
 
Sendikalar bu özelleştirmelere karşı üretimden gelen güçlerini yaşama geçirme noktasında yetersiz kalmaktadırlar. Burada asıl önder konumunda olması gereken yapıların zaaf içinde olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.  Bu zaaftan kaynaklı devrimci ve komünist bir önderlik olmadığı için, sendikaların hem yetersiz, kararsız,  hem de pasifist tavırları geniş halk yığınları ve emekçiler nezdinde,  Avrupa Birliğinin bir kurtuluş umudu gibi görülmesine neden oluyor
 
İşçilerin, köylülerin ve kitlelerin AB konusunda sağa sola yalpalamasına izin verilmeden ve doğru bilinçlendirilmesi, kitlelere güven verici bir politika ile halka gitmede çeşitli yapılara her zamankinden daha fazla görev düşüyor.  Bugün halkın kendiliğinden oluşan bilinci hâkim sınıflara yönelik ciddi bir güvensizlik boyutuna ulaşmış durumdadır. Bu güvensizliğin mücadele alanlarında hayata dönüştürülmesi çok acil bir konudur.
 
Bu konuyu biraz daha açıklamak için AB’nin temel kriterlerine de bakmak lazım. Nedir bunlar? Bunların en önemlileri Politik ve Ekonomik Kriterlerdir. Bu kriterler zaten Kopenhag Kriterleri’nin esasını teşkil etmektedir.
 
ÖyleyseKopenhag Kriterleri nedir, bir bakmakta fayda var.
 
*  Demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını ve azınlıkların saygı görmesi ve korunmasını garanti eden kurumların istikrarının yerleşmiş hale gelmesini gerçekleştirmiş olması,
*  İşleyen bir pazar ekonomisinin ve Birlik içindeki rekabet baskıları ve piyasa güçleri ile başa çıkabilme yeteneğinin varlığı,
*  Politik, ekonomik ve parasal Birlik hedeflerine bağlılık dahil, üyeliğin yükümlülüklerini üstlenme yeteneğine sahip olması” koşullarını getirmektedir.
 
Biran AB olgusuna olumlu bir şeymiş gibi bakıldığında bile, Türkiye ile ilgili raporlar, görüşmeler içersinde halka anlatılmayan birçok yalan yanlış bilgilendirmelerin olduğunu halkımız anlamış bulunmaktadır.
 
Avrupa Birliği düşüncesinin iki ana düşüncesi  “sermayenin serbest dolaşım akkı” ve  “çalışma ile ilgili serbest dolaşım hakkı” olduğu ortadayken,  T.C.  pasaportu olan herkese serbest dolaşım hakkının verilmeyeceği kesinleşmiştir.   Hem Avrupa Birliği ülkeleri incelendiğinde  “sosyal devlet” in olmadığını görmek son derece kolay. Üstelik her gün sosyal haklar birer birer kısıtlanmakta; AB ülkelerindeki işçi ve emekçiler ağır ekonomik ve sosyal saldırılara maruz kalmış durumdadır. 
 
 
Oysa sermayenin serbest dolaşımı ile Avrupalı emperyalistler mevcut sömürgeci konumlarını daha da ileriye götüreceklerdir.  Ve bu nedenle de birçok Kamu iktisadi teşekkülü ( SSK gibi, KÖY Hizmetleri gibi)  şimdiden özelleştirme kapsamına alınarak emperyalistlere peşkeş çekiliyor. Görüşmeler başladıktan sonra  AB emperyalistlerinin ülkemize sermaye girişi artacaktır. Çünkü ülkemiz emekçilerini sömürmek daha ucuz ve daha kolaydır. Tam da burada AB’nin ekonomik kriterlerine de kısaca bir bakalım.
 
 
Ekonomik Kriterler
 
İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığı ve birlik içindeki rekabetçi baskılarla ve piyasa güçleriyle başa çıkabilme yeteneği 
 
*   Talep ve arz arasındaki denge piyasa güçlerinin serbest etkileşimi ile yaratılır, fiyatlar serbest bırakılır.
*   Pazara giriş ve çıkış engelleri yoktur.
*   Mülkiyet haklarının düzenlenmesi dâhil hukuk sistemi kuruludur. Kanunlar ve sözleşmeler uygulanabilir durumdadır.
*   Makro ekonomik istikrar, fiyat istikrarı, sürdürülebilir kamu finansmanı ve dışa hesaplar dâhil gerçekleştirilmiştir.
*   Ekonomi politikası üzerinde geniş anlamda bir görüş birliği vardır. Finans sektörü birikimlerin yatırıma yöneltilmesini sağlayacak yeterlilikte gelişmiştir.
 
A Z I N L I K L A R
 
 
Ayrıca AB sürecinde gündeme damgasını vuran çok önemli iki konuyu yeniden anımsayalım. AB emperyalistleri 6 Ekim raporunda Aleviler için “Sünni olmayan Müslüman azınlık” ve “Kürt Azınlık”  ifadelerine yer vermişti.  Bu tanımlamalarla ilgili hemen hemen herkes bir şeyler söyledi.  Biz meseleye kendi bakış açımızdan bakalım.
 
Alevi Azınlık
 
 
Bu ifadelerden Aleviler için kullanılan “azınlık” tanımlaması, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonunun karşı çıkış ve propagandaları sonucu 16 Kasım 2004 tarihinde düzeltildi.  Alevi azınlık tanımlamasıyla ilgili konuyu biraz deşmekte fayda vardır. Alevi Bektaşi örgütleri, AB konusunda örgüt içinde geniş bir tartışma ortamı başlatarak, bu ortamda oluşan fikirlerden bir siyasi görüş ortaya koyamamışlardır.  Böyle bir tartışma ortamının başlatılması hem demokratik olma özelliğiyle, hem de örgütün düşüncesini yansıtması açısından son derece önemliydi.  Bu yapılmayıp, sadece üst yapıda alelacele açıklamalar örgüt içersinde tartışmalara neden olmaktadır. 
 
Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)  demokratik bir Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesini savunmuşlardır. Oysa AB emperyalistlerinin raporları iyi incelenirse, raporlarında bir mezhebin bir mezhep üzerindeki baskısını devlet eliyle besledikleri rahatlıkla görülecektir.
 
Çünkü AB raporlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini olarak İslam kabul edilmiş, Sünni mezhep ayrıcalıklı olarak yaşam hakkı bulmuştur.  Aleviler ise hiçbir zaman eşit koşullarda inançlarını yaşama hakkı bulamadıkları gibi rapora istinaden azınlık bir inanç gibi kalmalıdır.   Ancak Alevi Bektaşi örgütleri içersinde üst yapı gibi düşünmeyenlerin de baskısıyla yaşanan tartışmalar bir müddet sonra sonuca ulaşmış ve Alevi Bektaşi Örgütlerinin yaptığı girişimler sonucu Alevi azınlık tanımlaması düzeltilmiştir. Aleviliğin ayrı bir yol, ayrı bir öğreti, ya da inanç olduğu gerçeğinden hareketle Alevi – Bektaşiler cephesinde ciddi bir kampanya başlatıldı.
 
Bu kampanyalar içerisinde yer alan birkaç talebi yeniden anımsayalım isterseniz. 
 
1-)   Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmalıdır
2-)   Nüfus cüzdanlarındaki   “Din hanesinin”  kaldırılmalıdır
3-)  Tekke ve zaviye kategorisine konulmaması için, Alevilerin ibadet yerleri olan
       Cemevlerinin de, tıpkı camiler gibi, yasal bir statüye kavuşturulmalıdır.
 
 
Kürt Azınlık
 
 
Fakat burada çok daha önemli olan, düzeltilmeyen, düzeltilmediği gibi içinden çıkılmayacak bir hale sokulan Kürt azınlık tanımlaması var ki, bu tanımlama ile ilgili olarak şövenistler, bu söylemleri bölücülük olarak tanımlamakta ve kestirip atmaktadırlar. Burjuva reformistler, liberaller ve reformizme hızla yol alan ulusal hareket sözcüleri de yaşananları göklere çıkartmaktadırlar. Ulusal hareket sözcülerince yapılan açıklamalar hem AB’nin, hem de Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulunun açıklanan raporunun bile gerisinde kaldı. AB hayranlığı ulus bilincinin önüne geçti. (   Türk ulusu ya da Türkiyelilik yerine Türkiye ulusu olsun, Kürtler için üç kimlik olsun, Avrupalılık, Türkiye ulusu ve Kürt olma.)    Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkının inkarı olan bu görüşlerle Kürt Ulusunun kaderi üzerine pazarlıklar yapılmaktadır. Kürt ulusunun “azınlık” olduğunu kabul etmekle Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı yok sayılmış ve hem de tüm demokratik hak ve talepleri şimdiden sınırlandırılmış oluyor.
 
 
AB emperyalistleri kendilerince bir taşla iki kuş vurmak istemişlerdir. Azınlık statüsü içinde tanımlayarak bugüne kadar Türk hakim sınıfları tarafından yok sayılan Kürt ulusunun kabulünü sağlamış olacaklar, ama aynı zamanda Kürt ulusunu ikinci pozisyonda değerlendirerek Türk hakim sınıflarının egemenliğini onaylamış olacaklardır
 
 
AB konusunu işlerken coğrafyamıza, yani Ortadoğu’ya ve daha doğrusu dünyaya bakmak bize  AB niteliği hakkında oldukça açıklayıcı bilgiler verecektir.
 
 
ABD’nin Ortadoğu’yu, daha doğrusu BOP dedikleri proje ile Afrika’nın batısından Türki Cumhuriyetlere kadar olan coğrafyayı yeniden paylaşma projesinin en büyük destekçileri olan AB emperyalistlerinin bir kısmı, Irak’ta görece olarak ve sahtekarca işgale karşıymış gibi bir görüntü sergilemektedirler.  AB emperyalistleri her alanda yayılmacı politikalarını yaşama geçirmek için “acil müdahale gücü” dedikleri bir AB ordusu kurmak için toplantılar yapmaktadırlar. Almanya ve Fransa,  Irak’ta işgale karşıymış gibi bir görüntü vermeye özel çaba sarfetmektedirler. Ama Fransa,  Fildişi Sahili ülkesinde savunmasız halkın üzerine hedef gözetmesizin ateş açmaktadır. 
 
 
Almanya ve Fransa’nın göstermelik Irak’taki işgale destek vermemesi, ülkemizdeki bir çok aydın tarafından, bu ülkelerin demokratik yaklaşımı gibi görülmekte ve değerlendirilmektedir. Bu da halkın AB hayali ile kandırılması için bir malzeme olarak kullanılmaktadır.
 
 
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz.
 
 
Avrupa Birliğine olmadık misyonlar biçip halka şirin göstermeye çalışanlar yanıldıklarını çok kısa sürede göreceklerdir. AB emperyalistleri de emperyalizmin doğal karakteri gereği gerici bir sistemdir. Kürt ulusunun varlığı ve Kürtçe’nin resmi olarak kabul edilmesi gereklidir. Emperyalistlerle pazarlıklar yapılarak, temelinde Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı tanınmış bir çözüme ulaşmak mümkün değildir.
 
 
           Yapılması gereken Kürtlerin bir ulus olduğunu kabul ederek konuyu, ulusların tam hak eşitliği ve kendi kaderlerini tayin hakkı çerçevesinde tartışmaktır.
 
 
Alevilik konusundaki düşüncemiz ise,  laik bir devlet yapısında her türlü dinin mezhebin kendisini özgürce ifade etmesini garanti altına alınması ve her türlü dine-mezhebe aynı uzaklıkta durması zorunludur. Bir dini cemaatin başka bir dini cemaat üzerinde baskı kurmasına şiddetle karşı çıkar ve bunu engeller.
 
Aleviliği de dinsel inançların kendisini ifade etme serbestliği içerisinde, vicdan hürriyeti ve laikliğe dayalı bir temelde tartışmak gerekmektedir
 
PSAKD Maltepe Şb
Avrupa Birliği paneli

11.12.2004 

Wednesday, 19 Haziran 2019

DUYURULAR

AVRUPA PANELLERİ

******

1-) DANİMARKA AARHUS 

Aarhus Alevi Kültür Merkezi

 

3 Mayıs Cuma 18:00 

 

"DERSİM TERTELESİ ve ALEVİ KATLİAMLARINI KONUŞUP

MAYIS AYINDA YİTİRDİĞİMİZ  68 ÖNDERLERİNİ" ANACAĞIZ.

  Aarhus DK Panel afii

ADRES: BREDSIFTEVEJ 8, 8210 AARHUS

 

Not: 4 Mayıs Cumartesi Saat 10:00'da HEDENSTED AKM'de Kahvaltıda buluşalım. 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

 ******

 

2-) ALM./BREMEN 

 

5 Mayıs Pazar  13:00

Bremen Cemevi 

 

"DERSİM SOYKIRIMI ve MAYIS ŞEHİTLERİ" PANELİ  

 Bremen panel afii 05.05.2019

 

Adres: Breitenweg 41, 28195 Bremen 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.  

****** 

 

4-) ALM./HAMBURG

 

6 Mayıs Pazartesi  18:30

"DERSİM TERTELESİ VE 68 ÖNDERLERİ" Paneli 

 Hamburg panel afii 06.05.2019

Adres: Nobistor 33, 22767 Hamburg

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

******

 

Makale Görünüm Sayısı
314545