Joomla Plugin
Maraş Katliamı 
Panel Viana AGW
Bundan tam 35 yıl önce Maraşta devletin Cumhurbaşkanında Başbakanına, İçişleri Bakanından, emniyet müdürüne kadar tüm polisinin, mitinin, itinin, askeri ve mülki amirlerinin gözetimi altında, bizzat katkı ve katılımlarıyla tam tamına 7 gün boyunca insanlık tarihinin en vahşi, en insanlık dışı katliamlarından birisi yaşandı.
 
Sözlerime öncelikle bu panelin sunumu için beni nezaket gösterip İstanbul’dan buraya getiren sevgili yönetici dostlarıma, yoldaşlarıma ve salonu dolduran, cemal cemale geldiğimiz, cem olduğumuz siz canlara teşekkür ederek ve hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlayarak başlamak istiyorum.

Gönül ister ki, katliamları, acıları, yoksunlukları anımsatan ve aradan onlarca yıl geçmiş olan, toplumumuza travmalar yaşatan bu tür acılar ve böylesi paneller olmasın. Ama bir başka açıdan da  bu acıların unutulmaması, bunlardan gerekli, doğru dersler çıkartılması ve geleceğimize ilişkin perspektifler sunulması için bu toplantıların gerekliliği de kaçınılmaz.. 
 
Bundan tam 35 yıl önce K.Maraş'ta devletin C.Başkanından Başbakanına, İçişleri Bakanından, emniyet müdürüne kadar tüm polisinin, mitinin, itinin, askeri ve mülki amirlerinin gözetimi altında, bizzat katkı ve katılımlarıyla tam tamına 7 gün boyunca insanlık tarihinin en vahşi, en insanlık dışı katliamlarından birisi yaşandı. Katliamın acıları aradan 35 yıl geçmiş olsa bile, o kadar taze ki. Hepimiz biliyoruz. Ama yine de katliam öncesi süreci ve katliamın yaşandığı günleri anımsamakta fayda var.  

1978 yılının 19 Aralığında K.Maraşta Çiçek sinemasında dönemin milliyetçi filmlerinden olan “Güneş Ne zaman Doğacak” adlı bir film oynarken saat 21:00 sularında sinemaya patlayıcı madde atılır. Patlayıcı denilen ise sadece basit bir ses bombasıdır. Bombayı atma emrini veren Ülkücü Gençlik Derneği K.Maraş Şb Başkanı Mehmet Leblebici ve 2.Başkan Mustafa Kanlıdere’dir. Bombayı atan ise o zamanlar Ülkü Ocakları üyesi, Ökkeş Kenger ki, adını Ökkeş Şendiller olarak değiştiren, sonraları da ödüllendirilip milletvekili yapılan, AKP’nin bir Alevi Çalıştayına da “tecrübelerinden faydalanılmak üzere” davet ettiği faşist ittir. Bombalamadan sonra eylemin solcular, komünistler tarafından gerçekleştirildiği iddiasıyla “Kanımız Aksa da Zafer İslamın” “Müslüman Türkiye” “Başbuğ Türkeş” sloganlarıyla bir araya gelen sağcı faşist güruh, CHP il binasına, PTT binasına, TÖB-DER binalarına saldırır. 

Ertesi gün de Alevilerin yaşadığı Yörük Selim mahallesinde bir kahvehane bombalanır. Bombalama sonucu mahalle ileri gelenlerinden Gıjık Dede adlı bir kişi yaşamını yitirir. 
Aynı gün Belediye hoparlöründen “Kızıllar şehrimizi bastı, Kızıllara Geçit Vermemek İçin Hat Boyunda Buluşalım” anonsları yapılır… 

21 Aralıkta sol görüşlü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı öğretmenler öldürülür. Öğretmenlerin cenazesine “Aleviler, yarın Sünnilere saldıracak” yaygarasıyla saldırı yapılır ve camide cenaze törenine izin verilmediği için de tören tamamlanamaz. Akşam saatlerinde faili şüpheli bir olay daha yaşanır. Akşam saatlerinde üç sağcı genç öldürülür ve günlerce sürecek olan, tarihte eşi benzeri olmayan bir katliamın fitili ateşlenmiş olur.

Katliam boyunca Yörük Selim, Mağaralı, Serintepe, Yusuflar, Dumlupınar, İsadivanlı, Yeni Mahalle, Sakarya, Namık Kemal mahallelerinde ve şehir merkezinde, Maraş’a yakın merkez köylerde korkunç bir kıyım yapılır.  Dinamitlerle, uzun namlulu silahlar, tabanca, balta, satır, keser, demir sopalar, benzin ve gaz kullanılarak yüzlerce kişi öldürülür, yaralanır sakat bırakılır. Hamile kadınlara tecavüzler edilir, çocuklar kaynayan kazanlara atılır, yaşlılar, gençler işkencelerle katledilir.

Bu vahşetten de öte saldırıları sadece sivil faşist gerici katiller gerçekleştirdi demek, eksik bir tespit olur. Hükümette sosyal demokrat olduğunu söyleyen bir başbakan ve hükümet olsa da devletin güvenlik güçleri kimi zaman ya seyirci olur, ya da katliam süresince genellikle faşist, gerici katilleri koruyarak, kollayarak, hatta onlarla birlikte katliamın gerçekleştirilmesini sağlar.

PTT Memuru - Nüfus Memuru – Piyangocu 

Katliamdan bir hafta kadar önce şehirde yaşanan bazı gelişmeler son derece dikkat çekicidir. Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde kendilerini nüfus sayım memuru olarak tanıtan kişiler evlerde kimlerin, kaç kişinin yaşadığını tespit edip evlere kırmızı çarpı (X ) işaretleri koydurulur. Aynı şekilde başka mahallelerde de kimi postacı kılığındaki kişiler “mektupların kaybolmaması” için evlerin numaralandırıldığını söyler ve evleri işaretlenir. (2012 den beri Aydın, Erzincan, Malatya, İstanbul, Adıyaman ve birçok yerde olduğu gibi ) Evler işaretlenir çünkü katliam boyunca elebaşı konumundakiler “Üzerinde işaret olan evleri yakın, yıkın, diğerlerine dokunmayın” diye talimatlar yağdırır. 

Maraş katliamını, sadece bir Alevi-Sünni çatışması eksenine oturtmaya çalışmak, bunun gerekçelerini de Alevilerin Maraş'a yerleşmesine, ekonomik olarak örgütleniyor olmasına bağlamak; ya da salt CHP iktidarının yıpratılmasına yönelikmiş gibi açıklamak, salt bir Alevi-Sünni, ya da Türk-Kürt çatışması gibi göstermek son derecek eksik ve yetersiz bir değerlendirmedir. Maraş, katliam planlayıcıları tarafından son derece iyi tespit edilmiş bir şehirdir. 

Maraş’ı ve daha sonra yaşanan katliamların kimler tarafından, nasıl, hangi amaçlar için gerçekleştirildiğini doğru anlamak zorundayız. Maraş katliamı Aleviler, Kızılbaşlar, Kürtler, sol ve sosyalist çevrelere karşı ve özcesi düzene muhalif tüm kesimleri sindirme, bastırma, gözdağı verilmesi amacıyla CIA, MİT, Kontr-Gerilla ile sivil faşist, gerici çevrelerce ortaklaşa gerçekleştirilmiştir. 

 
 
Neden Maraş veya benzer katliamlar 
Panel Viyana AGW
Konuyu biraz daha iyi anlamak – irdelemek için birkaç yıl geriye gidelim.. 1968 yılında Avrupa’da gelişen ve tüm dünyaya yayılan devrimci sol rüzgârlar doğal olarak ülkemizde de etkisini gösterdi. Yükselen sol muhalefete karşı emperyalizmin işbirlikçileri, askeri kanat eliyle 12 Mart 1971 de bir darbe gerçekleştirdi ve sıkıyönetim ilan edildi. 68 Gençlik hareketinin öncüleri Mahir Çayan ve arkadaşları 30 Mart 1972 de Kızıldere’de, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Arslan 6 Mayıs 1972 de Ankara’da darağacında, Ser Verip Sır Vermeme Geleneğinin öncüsü İbrahim Kaypakkaya da Diyarbakır işkencehanelerinde katledildi. 

12 Marttan sonra da demokrasi ve özgürlük mücadelesi engellenemedi, sol muhalefet güçlenmeye devam etti. Ve 1973 ile 1977 yıllarındaki seçimlerde CHP seçimlerden 1.parti olarak çıktı. Parlamento dışındaki muhalefet de her geçen gün yükselmeye devam ediyordu. İşte bu durum öncelikle emperyalistlerin, ordunun, kompradorların, ağaların işine gelmiyordu. Yükselen mücadelenin önünün kesilmesi gerekiyordu. Bunun içinde ülke içinde birçok yerde çeşitli güçler devreye sokularak, sokak infazları, suikastlar, katliamlar tutuklamalar gerçekleştiriliyordu. Ve giderek Maraş katliamı hazırlanıyordu. 

Eisenhower Doktrini  – K.Afrika ve Genişletilmiş BOP
Özellikle belirtmeliyim ki, Maraş katliamı vb birçok katliamlar, 1957 yılında ABD Kongresinin kabul ettiği “Eisenhower Doktirini”ne dayanmakta olup, “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” ve daha sonra “Kuzey Afrika ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi” olarak adlandırılan proje de bu doktrinin geliştirilmiş şekilleridir. ABD’nin dünyayı, özellikle de Ortadoğu coğrafyasını yeniden dizayn etme, devamında Orta Asya’daki yer altı doğal gaz yataklarına kavuşma amacı sebebiyle ülkemizde Maraş katliamı, Çorum, Sivas vb katliamları, 12 Eylül darbesini, sonrasında Madımak katliamının tertiplenmesinde önemli rol oynamış, hatta bizzat yapmıştır.  Hatta son yıllarda Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da yaşanan darbeler, iktidar değişikliklerin tümü bu projenin hayata geçirilmesi aşamalarıdır. 

Tabi, ABD’nin bu rolünün yanında, SSCB’nin de Ortadoğu üzerindeki hesaplarını unutmamak, bu projelerin bu iki büyük emperyalist güç arasındaki Ortadoğu’ya hâkim olma, pastadan daha fazla pay alma kavgasının bir sonucu olduğunu da görmezden gelmemek gerekiyor.  

Kronoloji 
Maraş katliamı öncesi daha önceki yıllar ve aynı yıl ülke içinde çok sayıda olayın şekillendirmede rol aldığını da görüyoruz. Bunu görmek için de bazı kronolojik ve adli bazı olaylara göz atalım. 

18 Ocak: Ecevit Hükümeti, TBMM’de güvenoyu aldı. 
16 Mart: İstanbul Üniversitesi’ne atılan bomba 5 öğrenci öldü, 50 yaralı.  
15 Nisan: Malatya’da 3 öğrenci, Ankara ve K.Maraş’ta 2 işçi öldürüldü. Ankara’da MHP Uyarı ve Yürüyüş Mitingi yapıldı. 
17 Nisan: “Hamido” Malatya Bld.Bşk Hamid Fendoğlu gönderilen bombalı paketle öldürüldü. Maraş’ta Alevilerin önde gelenlerinden Memiş Özdal’a bombalı paketler yollandı.
18 Nisan: Büyük bir grup “Kahrolsun komünizm, katil Ecevit, Müslüman Türkiye, Dan Dan Hamido’ya intikam” sloganlarıyla yürüyüşe ve saldırıya geçti. Alevilere ait ev ve iş yerleri işaretlendi. Birçok işyeri tahrip edildi. 
19 Nisan: İçişleri Bakanı K.Maraş’ta Türk Yıldırım Komandoları ve Esir Türkleri Kurtarma Ordusu’nun kurulduğunu açıkladı. MHP, halkı birleşmeye çağırdı. 
20 Nisan: Ordudan atılan bir yüzbaşı evinde orduya ait TNT kalıplarıyla yakalandı. Yüzbaşının Maraş’a silah sevkiyatında görevli olduğu iddia edildi. 
27 Nisan: Ülke genelinde 1 Mayıs afişi asan 4 kişi öldürüldü. 
1 Mayıs: Elazığ’da bir cami minaresinden ‘suya zehir atıldı’ şeklinde anons yapıldı. Halk galeyana geldi, güvenlik güçleri halkı zorla da olsa yatıştırdı. 
29 Eylül: Malatya Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul öldürüldü. 
8 Ekim: Abdullah Çatlı liderliğindeki militanlar Ankara’da Bahçelievler Katliamı olarak bilinen saldırıda bir evde 7 öğrenciyi kurşuna dizildi. 
 
1978 yaz ayları…   Alexander Peck, ABD, CIA

Maraş katliamı öncesi en çarpıcı, bize en fazla bilgi verecek durumu, katliamın şifrelerini ABD Ankara Büyükelçiliği 1.Katibi Alexander Peck’in aylar öncesinde Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Malatya ve Maraş illerinde başta MHP olmak üzere AP, MSP gibi partiler, çeşitli dernek ve sendika yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığı bir dizi toplantıda bulabiliyoruz. Ayrıca A.Peck’in son toplantılarını Maraş’ta ve katliamdan bir hafta kadar önce Gaziantep’te yaptığını da biliyoruz.
Bu Aleksandre Peck ismi özellikle dikkat çekicidir. Çünkü biz olayların parçalarını doğru tamamlayabilir, yaşananları tam olarak anlayabilirsek, o zaman gerekli dersleri daha iyi çıkarabiliriz. Bu bağlamda Maraş katliamından 1 yıl öncesine bakıldığında görüyoruz ki, bazı ABD vatandaşları, ya da subayları 1 Mayıs 1977 Taksim’deki İşçi Bayramında da varlar. Ve o gün Taksim meydanını dolduran yüzbinlerce kişinin üzerine birkaç noktadan ateş açılır. En yoğun olarak da İntercontinental Otelinden. Ne yazık ki, bayram kana bulanır ve 35 kişi katledilir. Katliam öncesi ve katliam günü otelde konaklayan bu bazı Amerikalı subaylar, katliamdan hemen sonra sırra kadem basar, ülkelerine döner giderler.

Altın Hilal 
 
Bir başka  şifre de şu.. Alpaslan Türkeş bu şehirlerin sanal olarak oluşturduğu şekle “Altın Hilal” diyor, Altın Hilal’i oluşturan şehirleri Türklüğün köklerinin güçlendiği topraklar olarak adlandırıyor; bu bölgelerde komünist ideolojiye karşı milliyetçi, toplumsal bir uyanışın olduğunu ve bir temizlik yapılması gerekliliğini konuşmalarında sıkça ifade ediyordu. Bu toplantılarda “temizlik hareketinin” Alevi – Sünni çelişkisinin körüklenmesi üzerine tesis edilmesi kararı da alınıyor. Ve dönemin İçişleri bakanı İrfan Özaydınlı’nın hazırlattığı bir raporda da, Maraş katliamının planlamasını A.Türkeş’in dünürü ve MİT müşavirinin de içinde olduğu 4 MİT mensubu tarafından yapıldığını açıklıyordu. 
Panel Viyana
Viyana Alevi Toplumu Derneği Bşk Ali Rıza YILDIRIM  - Yeşiller  Partisi MV Şenol AKKILIÇ
 
Ecevit ve çekmecesindeki belge 
 
Tam da bu noktada bu katliamın en büyük sorumlularından biri üzerine de birkaç söz söylememiz gerekiyor. Bu kişi hepimizin bildiği gibi yıllarca Alevilerin, Kürtlerin, demokrat, sosyal demokratların adını dağa taşa yazdıkları, Karaoğlan diye sahiplendikleri; hem kendi örgüt yöneticileri, hem de MİT’in kendi içindeki bir grubu tarafından rapor sunularak katliam yapılacağından haberdar edilen, buna rağmen kılını kıpırdatmayan, üstelik onu 32 yıl çekmecesinde saklayan  Ecevit’tir. 

Ecevitin çekmecesindeki belgede (bizzat kendisinin ‘1 Ocak 1979 - Çok ciddi bir kaynaktan verilmiştir’ notunu düşmüş) şöyle diyordu: “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas, Kahramanmaraş) çıkacağına dair bir-iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim Kahramanmaraş olayı MİT'tin (Şahap H., Ali K., Mehmet K., Av. Metin E. Nart K.) müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır.  MİT, CHP zamanında büyük olayları yapan ve yaptıran MHP'lilere ait bilgileri saklamış, sıkıyönetim mahkemelerine sadece sola ait raporların verilmesi hususunda Türkeş, MİT'teki elemanlarına talimat vermiştir.”

1974 yılında yüzlerce kilometre mesafede, deniz ötesindeki Kıbrıs’ın % 40’ına yakın toprakları 45 dakikada işgal eden ordu birlikleri günlerce ortalıklarda görünmez, hatta polisler ve askerler katillerle birlikte cinayetler işlerler. Kıbrısı işgal etme emrini veren Ecevit’te ortalarda görünmez.
 
Panel vien  maras katliamı

19 Aralık 2000 Cezaevleri Katliamı - Hayata Dönüş Operasyonu 

Ve aynı Ecevit 19 Aralık 2000 tarihinde ülkenin değişik şehirlerindeki cezaevlerinde sol, sosyalist, devrimcilere karşı yaptığı bir operasyonla 2 si asker, 30’u tutuklu 32 kişinin ölmesinin emrini veren kişidir. Ve operasyonda görev yapan asker ve polisleri kutlayan da aynı Ecevit’tir. 

Resmi sonuçlar 

Resmi verilere göre yedi gün süren olaylar sırasında 150 (350) Alevi öldürüldü, 1.000 den fazla kişi yaralandı, Alevilere ait 200'ün üzerinde ev yakıldı, 100'e yakın işyeri tahrip edildi. Savcının iddianamesine göre katliama karışanların sayısı 1.350 kişiydi. Bunlardan 752 kişi tutuklandı.  23 yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1–24 yıl arasında ceza aldı. Yine savcının iddiasına göre katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise hiçbir zaman ulaşılamadı. 1991’de çıkan TMK ile ceza alanların bir kısmının yattığı yıllara sayılarak ertelendi, diğerleri serbest kaldı. 

Ökkeş Kenger 

Katliamın birincil dereceden sorumlularından Ökkeş Kenger ki, 1971 Kırıkhan katliamının da sorumlularındandır. Daha sonra MHP Milletvekili yapılmıştır. Aynı şekilde Muhsin Yazıcıoğlu da, milletvekili yapılarak ödüllendirilmiştir. Haluk Kırcı işadamı oldu. Ünal Osman Ağaoğlu yurtdışına kaçtı. Döndükten sonra da sadece Kemal Türkler davasından tutuksuz olarak yargılandı. Yani görüldüğü gibi katiller ödüllendirildiler. 

Sıkıyönetim – 12 Eylül 

Katliamdan sonra 12 Eylüle giden yol için 26 Aralık 1978 saat 07.00'den itibaren İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Daha sonra bu illerin sayısının arttırıldığını da biliyoruz. Ve 12 Eylül darbesinden sonra CIA'nın Türkiye Temsilcisi Richard Perle “bizim çocuklar başardı” (our boys did it)  ABD Dışişleri Bakanı Muskie ise 12 Eylül faşist darbesine ABD Başkanı Carter'a  “Başkanım,  Türk ordusunun komuta heyeti Ankara'da yönetime el koydu. Herhangi bir kaygıya gerek yok. Müdahale etmesi gerekenler müdahaleyi yaptı”  diyordu.
 
Travma  

Bu katliamın sonucunu sadece öldürülenler, yaralananlar ile açıklamaya çalışmak yetersiz kalır. Katliamın çok önemli başka sonuçlarına bakalım. Tek tipleştirmeci, ötekileştirici, inkârcı, yok etmeye yönelik ve emperyalizmin uşağı Türk – İslamcı anlayış sayesinde Aleviler, Kürtler korku yoluyla göçe zorlanmış ve Maraş’taki Alevilerin % 80 ‘i şehri terk etmiş, başka şehirlere ve özellikle yurtdışına gitmişlerdir. Katliamdan buyana 35 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan bireysel, toplumsal ve ruhi travmalar halen devam etmektedir. Halen birçok Maraş’lı katliamda terk ettiği ata yurduna, evine, köyüne dönmeye cesaret edememekte, çocuklarına o katliamı anlatmamaktadırlar. Birkaç yıldır özellikle AABK ve PSAKD önderlikli Maraş’ı Maraş’ta anma etkinliklerine, daha önceleri yıllarca Sivas’ta Madımak anmalarında gördüğümüz gibi Maraşlılar katılmaya cesaret edememektedirler. 

Kayıp Mezarlar 

Sizinle bu sohbet ortamını bulmuşken bir başka konuda da bir şeyler paylaşmak istiyorum. Bu ülke tarihi gerçek anlamıyla bir katliamlar tarihidir. Katliamları yapan kamu görevlileri, devletin koruması, gözetimi altındaki katiller, sorumlular, sivil faşistlerin suçları her daim üzerleri örtülmüş, gizlenmiş, belgeler, kanıtlar ortadan kaldırılmış, yok edilmeye çalışılmıştır. Hatta sadece bununla da yetinilmemiş kimi zaman katledilenlerin, yitirdiklerimizin mezarlarını dahi gizlemiş, ortadan kaldırmayı seçmişlerdir. Bu konuda da  çokça örnek mevcuttur..

Koçgiri’nin yiğit evlatları Alişer ve Zarife’nin kesik başları veya mezarlarının nerede olduğu gizlenmiştir ve bilinmemektedir. Yine Dersim’in Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri gizlenmiş ve bugüne kadar tespit edilememiştir.

Son süreçte de Maraş’ta katledilenlerin mezar yerlerinin belli olmadığı, en azından şuana kadar 80 kişinin mezar yerinin kaybolmuş olduğu, ya da yok edildiği yakınlarının başvurusu ve girişimleri sonucu meydana çıkmıştır. Öyle bir densizlik, öyle bir aymazlık ki, K.Maraş Belediye Başkan Yrd. Hasan Kaya, katliamdan yaşamlarını yitirenlerin cenazelerinin defnedildiği Şeyh Adil Mezarlığındaki birçok kişiye ait kişinin mezar yerlerinin bilinmediğini açıklıyor. 
 
Bugüne kadar hem bu katliamları gizlemeye çalışan, sorumlular, hem de içimizdeki kimi kişiler katliamları unutmamızı, geçmişte olup bitenlerin üzerinin örtülmesi gerektiğini söyleyip durdular. Söylemeye de devam ediyorlar. 

Panel wien maras  katliam
 
Unutmak!!! 

Ama nasıl unutacağız? 
Hesaplaşma ve Yüzleşme olmadan katliamları unutamayız…
Zaten nasıl unutacağız ki? 
80 yaşındaki kadının gözlerinin tornavida ile gözlerinin oyulmasını unutabilir miyiz? 
10 yaşlarındaki çocukların kaynar kazanlara atılarak öldürülmesini kim unutabilir?
Hamile kadınların karınlarının satırlarla deşilerek ceninlerin dahi öldürülmesi vahşetini mi unutacağız?
Çocukların, yaşlık kadın ve erkeklerin üzerlerine gaz ya da benzin dökülerek yakılmalarını kim unutabilir?
Ağaçlara çivilenen çocukları unutmak hangi vicdanın işi olabilir?
Tarihlerini objektif bir şekilde incelemeyen, araştırmayan, olayın arka tarafında kalanları gün ışığına çıkartmayan, yorumlamayan, hesaplaşmayan, yapılanlarla yüzleşmeyen ve ders çıkartmayanlar aynı hataları yapmaklar, karşı karşıya kaldıkları aynı haksızlıkları, zorlukları, hak ihlallerini, katliamları yaşamaya devam edeceklerdir. 
 
Hesaplaşma – Yüzleşme 

Evet, Maraş dahil, bugüne kadar yaşanan tüm katliamların utançlarıyla yüzleşmeli, katliamlarla ilgili gizlenen arşivler, belgeleri açıklanmalı, saklanmaya ve korunan çalışılan gerçek suçlu ve sorumlular tespit edilmeli ve mutlaka yargılanmalıdır. 

Devlet Maraş katliamından ve diğer katliamlardan ötürü toplumdan özür dilemeli, Maraş'a da katliamı ve yitirdiklerimizi sembolize eden ve unutulmamasını sağlayacak bir anıt dikilmelidir. 

Bizler bu topraklarda yaşanan Koçgiri, Zilan, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Madımak, Gazi ve Roboski katliamlarını unuttukça, bundan gerekli dersleri çıkarmalıyız. Devletle, sistemle, kendimizle yüzleşmeliyiz. Yoksa daha çok Maraş ve benzeri katliamları yaşatırlar, yaşarız. 

Ve her şeyden önemlisi biz unuttukça hatırlatırlar.. Bilmeliyiz ki, unutmak ihanettir. Koçgiri katliamını unuttuk.  Zilan’da katlederek hatırlattılar. Zilan’ı unuttuk, Dersim’de hatırlattılar.  

Bitti mi, bitmedi..  

5 Haziran 1966 Ortaca, 11 Haziran 1967 Elbistan,  5 Mart 1971 Kırıkhan, 18 Nisan 1978 Malatya katliamları yaşandı ve yine kısa sürede unutuldu. Unutulunca 1-4 Eylül 1978 Sivas Alibaba’da hatırlattılar. Sivas’ı da unuttuk. Hemen 1978 Maraş katliamını yaşatıp hatırlattılar.

Ama Maraş’ı da unuttuk. Biz unutunca onlar hatırlatıyorlardı. Bu kez 29 Mayıs-3 Temmuz 1980 tarihlerinde onlarca insanımızı yitirdiğimiz Çorum’da hatırlattılar. 

Biz unutmaya devam ettikçe onlar hatırlatıyorlardı. Yine öyle oldu. 
Çorum unutulunca 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak katliamında içlerinde 12 yaşındaki Koray Kaya’nın da olduğu 33 canımızı daha katlettiler. Ve ardından 12 Mart 95 Gazi ile Ümraniye katliamları…  

Seyit Rıza’nın kızı Leyla Dersim 38 Belgeselinde: “Bunu unutmayın, elinizi, ayağınızı, gözlerinizi öpüyorum. Bunu unutmayın, bu derdi unutmayın” diyordu. 

Ben de sözlerimi Maraş katliamını yaşamış, birçok akrabasını katliamda yitirmiş bir Maraşlı amcamızın torunlarına söylediği: “Herkesin yarası parmağında, bizimkisi ciğerimizde. Sakın unutmayın bunları!“ diyerek bitiriyorum. 


Erdal YILDIRIM

21.12.2013, Viyana 

 

(21 Aralik 2013 tarihinde Viyana alevi Toplum (Alevitische Gemeinde Wien AGW)´in duzenledigi Maras Katliaminin 35.yil anma panelindeki konusmamdir.)

Wednesday, 19 Haziran 2019

DUYURULAR

AVRUPA PANELLERİ

******

1-) DANİMARKA AARHUS 

Aarhus Alevi Kültür Merkezi

 

3 Mayıs Cuma 18:00 

 

"DERSİM TERTELESİ ve ALEVİ KATLİAMLARINI KONUŞUP

MAYIS AYINDA YİTİRDİĞİMİZ  68 ÖNDERLERİNİ" ANACAĞIZ.

  Aarhus DK Panel afii

ADRES: BREDSIFTEVEJ 8, 8210 AARHUS

 

Not: 4 Mayıs Cumartesi Saat 10:00'da HEDENSTED AKM'de Kahvaltıda buluşalım. 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

 ******

 

2-) ALM./BREMEN 

 

5 Mayıs Pazar  13:00

Bremen Cemevi 

 

"DERSİM SOYKIRIMI ve MAYIS ŞEHİTLERİ" PANELİ  

 Bremen panel afii 05.05.2019

 

Adres: Breitenweg 41, 28195 Bremen 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.  

****** 

 

4-) ALM./HAMBURG

 

6 Mayıs Pazartesi  18:30

"DERSİM TERTELESİ VE 68 ÖNDERLERİ" Paneli 

 Hamburg panel afii 06.05.2019

Adres: Nobistor 33, 22767 Hamburg

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

******

 

Makale Görünüm Sayısı
314539