Joomla Plugin

pnl mnmn

1978 MARAŞ, 2000 CEZAEVLERİ ve 2011 ROBOSKİ KATLİAMLARI PANELİ

(Didimi Çeşme, Menemen)


Dostlar, gönül ister ki, acıları, vahşetleri, ölümleri anımsatan, aradan onlarca yıl geçmiş olsa da, toplumumuza travmalar yaşatan bu tür katliamlar ve bu katliamların anlatıldığı konuşmalar, paneller olmasın. Ama, ne yazık ki, ülkemizde yılın hergünü nerdeyse bir katliam tarihine denk düşüyor. Canlar bu yüzdendir ki, bu ülkenin tarihi KATLİAMLAR TARİHİDİR diyorum.  Ve bir başka açıdan baktığımızda da, bu acıların unutulmaması, bu yaşananlardan gerekli ve doğru dersleri çıkartmamız açısından bu toplantılar öğretici de oluyor.

Aralık ayında birazdan genişçe anlatacağım Maraş katliamı dışında da ülkemizin savunmasız insanları, ezilenleri, özgürlük sevdalıları, ötekileştirilenleri, katliamlara uğratıldı. 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde sözümona devlet güvencesi altındaki 20 cezaevinde, dönemin iktidarı adına “Hayata Dönüş Operasyonu”  dediği büyük bir cezaevleri katliamı gerçekleştirdi.  Yine Aralık 2011 de Şırnak Uludere’de 34 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir katliamın yaşandı.

12 Eylül döneminde 17 yaşındayken yaşı mahkeme kararı ile büyütülerek idam edilen Erdal EREN’in ve başkaca yitirdiğimiz canların anıları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.

İzniniz olursa önce Cezaevleri Katliamını ve Roboski katliamlarını anlatıp, daha sonra geniş bir şekilde bu ülke tarihinde çok önemli bir yer tutan insanlık dışı, acılarla dolu Maraş katliamına geçmek istiyorum.

******************* 

 

19-22 ARALIK 2000 CEZAEVLERİ KATLİAMI

Evet, 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde 4 gün boyunca ülkenin cezaevleri, bizzat devletin binlerce polisi, askeri, gardiyanı ve özel timi tarafından kuşatıldı. Operasyonda özel silahlar, çivili sopalar, kimyasal gazlar, gaz bombaları, ağır iş makineler, dozerler, kepçeler kullanıldı. Cezaevleri çatı ve duvarları iş makineleriyle delinerek cezaevleri içine girildi. Savunmasız, silahsız 28 devrimci tutuklu, kimi yakılarak, kimi kimyasal gazlarla, kimi de ateşli silahlarla öldürüldü. Bu katliam sırasında yaralanan ve daha sonraki sürelerde cezaevleriyle dayanışma için yapılan eylemlerde yitirdiklerimizin sayısıyla bu rakam 122 kişiye ulaştı. 

Sürece baktığımızda zaten devletin uzun süredir dışarıdaki muhalefetle birlikte içerideki muhalefeti de susturmak istediği ve bu sebeple 1991 yılında Terörle Mücadele Yasasını hazırladığını görüyoruz. Bu yasa her ne kadar 96 yılında yine cezaevlerinde yapılan Açlık ve Ölüm Oruçları direnişleriyle boşa çıkartıldıysa da, egemenler siyasi mahkûmların dışarıda sürdürülen demokrasi, emek ve özgürlük mücadelesinin önemli bir parçası olduğunu biliyordu ve biran önce bu konuda adım atmak istiyordu. Cezaevlerindeki tutuklular, mahkumlar insanlık dışı uygulamalara tabi tutuluyorlardı. Tutuklu ve hükümlüler F tipi hücre sistemine ve tecrit uygulamasına karşı çıkmak amacıyla 20 Ekim 2000 tarihinde Açlık Grevi ve Ölüm Orucu başlattılar..

Hükümet 19 Aralık günü 20 cezaevine birden dönemin  iktidarı bir operasyon başlattı..4 günün sonunda 28 siyasi mahkum ve 2 de asker öldü. (Ümraniye Kapalı cezaevinde uzman çavuş Nurettin Kurt, Çanakkale cezaevinde Mustafa Mutlu adlı bu 2 askerin arkadaşlarınca vurulduğu daha sonra ortaya  çıktı..

Dönemin Başbakanı B.Ecevit (Maraş’ta da) ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk beyanatlarında yalan ve gerçeği yansıtmayan ifadeler kullanmakta tereddüt etmediler. Türk, içerden “Kalaşnikof ile ateş açıldı” dediği yalan bilgi de, “içeride yangın çıkardılar” yalanları da (yangın sinir gazı ve bombalardan) sonra tek tek meydana çıktı. Operasyonda üzerinde “kapalı yerde kullanmayın” ve “bombayı insan ve yanan madde olmayan yerlere fırlat” ibaresi olan çok sayıda göz yaşartıcı bombanın kullanıldığı da bilirkişi raporlarıyla meydana çıktı.

 

 

Hayata Dönüş Operasyonu’nda yaşamını yitirenler:

Ümraniye’de Ahmet İbili, Alp Ata Akçayüz, Ercan Polat, Ünsal Gedik, Rıza Poyraz,

Bayrampaşa’da Ali Ateş, Aşur Korkmaz, Cengiz Çalıkoparan, Gülser Tuzcu, Fırat Tavuk, Murat Ördekçi, Mustafa Yılmaz, Nilüfer Alcan, Özlem Ercan, Seyhan Doğan, Şefinur Tezgel, Yazgülü Güder Öztürk,

Çanakkale’de Fahri Sarı, Fidan Kalşen, İlker Babacan, Sultan Sarı,

Bursa’da Ali İhsan Özkan, Murat Özdemir,

Uşak’ta Berrin Bıçkılar, Yasemin Cancı,

Çankırı’da İrfan Ortakçı,

Ceyhan’da Halil Önder,

Sincan’da Hasan Güngörmez       

*************************

pnl4Didim - Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği - 18.12.2014 Başkan Hasan DİKÇE 

 

28 ARALIK 2011 ROBOSKİ KATLİAMI

Dostlar, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devletin silahlı kuvvetlerinin Savaş Uçakları 2 kez bizzat vatandaşlarına bombalar yağdırdı. İlki 1937–38 Dersim’de, ikincisi ise Roboski’de.

Evet 1937-38 Dersim soykırımında TSK savaş uçakları pilot Sabiha Gökçen tarafından Dersim’de vadilerde, mağaralarda, ormanda saklanmakta olan silahsız, yaşlı genç ioluk çocuk Dersimliler üzerine tonlarca bomba yağdırdı ve yüzlerce insanımızı katlettiler.

İkincisi ise 8 Aralık 2011 tarihinde de Şırnak ili Uludere (Qleban) ilçesi, Bujeh (Gülyazı) Roboski (Ortasu) köylerinde gerçekleşti. Tek amaçları ekmek parası uğruna sınır ötesine geçip birkaç litre mazot, birkaç karton sigara için gidip dönen 17 si çocuk, tamamı erkek, toplam 34 Kürt çocuğu - genci, bizzat dönemin başbakanı, şimdinin cumhurbaşkanının emri sonucu TSK savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürüldü. Bu katliamda 1 kişi yaralı ve işi de yara almadan kurtuldu.

Özcan UYSAL 1993, Seyithan ENCÜ 1993, Cemal ENCU 1994, Vedat ENCU 1994, Selim ENCU 1973, Selahattin ENCU 1995, Nadir ALMA 1986 Celal ENCU 1986,  Bilal ENCU, Şirvan ENCU 1992, Nevzat ENCU  1992, Salih ENCU 1993, Osman KAPLAN 1980, Mahsun ENCU 1994, Muhammet ENCU 1998, Hüsnü ENCU 1981, Savaş ENCU 1997, Erkan ENCU 1998, Cihan ENCU 1992, Fadıl ENCU 1991, Şerafettin ENCU 1994,Hamza ENCU 1990, Aslan ENCU 1994, M.Ali TOSUN 1987, Orhan ENCU 1992, Salih ÜREK 1995, Yüksel ÜREK 1995, Adem ANT 1992, Hüseyin ENCU 1991, Bedran ENCU 1996, Serhat ENCU 1995, Şivan ENCU ve Abdulselam ENCU

Roboski ile ilgili TBMM de oluşturulan İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu konuyla ilgili hazırladığı raporda olayda kasıt olmadığını bildirdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma hakkında Haziran 2013'te görevsizlik kararı verdi, dosya Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildi.

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı 7 Ocak 2013 tarihli gerekçeli kararında, "gerek şüphelilerin, gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdiklerini, görev esnasında hataya düştüklerini, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığının anlaşıldığından" takipsizlik kararı verdi. Yani anlayacağımız bir katliamın daha sorumluları adalet önüne çıkarılmdan dosya kapatılmış oldu.

 

Çeşme - Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi 20.12.2014pnl csm

 

19 – 26 ARALIK 1978 MARAŞ KATLİAMI

Ve bundan tam 36 yıl önce K.Maraş'ta devletin C.Başkanından Başbakanına, İçişleri Bakanından, emniyet müdürüne kadar tüm polisinin, mitinin, itinin, askeri ve mülki amirlerinin gözetimi altında, bizzat katkı ve katılımlarıyla tam tamına 7 gün boyunca insanlık tarihinin en vahşi, en insanlık dışı katliamlarından birisi yaşandı.

1978 yılının 19 Aralığında K.Maraşta Çiçek sinemasında dönemin milliyetçi filmlerinden olan “Güneş Ne zaman Doğacak” adlı bir film oynarken saat 21:00 sularında sinemaya patlayıcı madde atılır. Oysa patlayıcı denilen sadece basit bir ses bombasıdır. Bombayı atma emrini Ülkücü Gençlik Derneği K.Maraş Şb Başkanı Mehmet Leblebici ve 2.Başkan Mustafa Kanlıdere verir. Bombayı atan ise Ülkü Ocakları üyesi, Ökkeş Kenger’dir ki, daha sonra adını Ökkeş Şendiller olarak değiştiren, sonraları da ödüllendirilip milletvekili yapılan, AKP’nin Alevi Çalıştayına da “tecrübelerinden faydalanılmak üzere” davet ettiği faşist ittir. Bombalamadan sonra eylemin solcular, komünistler tarafından gerçekleştirildiği iddiasıyla “Kanımız Aksa da Zafer İslamın” “Müslüman Türkiye” “Başbuğ Türkeş”sloganlarıyla bir araya gelen sağcı faşist güruh, CHP il binasına, PTT binasına, TÖB-DER binalarına saldırır.

Ertesi gün de Alevilerin yaşadığı Yörük Selim mahallesinde bir kahvehane bombalanır. (
Gıjık Dede 3 Nisan 1978’de katledilir. Bilindiği gibi Maraş katliamı planı tarihi geçmişi olan kirli bir plandır. Asıl plan Gıjık Dede’nin Hakka uğurlanması sırasında uygulamaya konulacaktır ama bundan vazgeçilir. Ve büyük katliam 19/26 Aralık 1978 tarihine ertelenir. Gıjık Dede bir gün mahalle kahvesinde oturmaktadır. “Ülkücü” faşistlerin bir arabayla geldiklerini görür ve kapıya çıkar. Faşistlerin amacı kahvehanenin içine girmek ve oturanları yaylım ateşine tutmak, toplu katliam yapmaktır. Gıjık Dede ellerini kapının iki yanına koyar ve adeta “Beni öldürmeden buraya giremezsiniz!” diyen bir görüntü verir. Katiller Gıjık Dede’nin bedenine 12 el ateş ederler ve Gıjık Dede ‘Hak’ka yürür. İçeridekiler Gıjık Dede’nin bu destansı fedakarlığı sayesinde bir dahaki katliama kadar kurtulmuştur! Gıjık Dede çağımızın ermişlerinden bir ulu kişidir. Ama adı sanı bilinmez. Aşk olsun sana Gıjık Dede! Aşkı niyaz olsun! (Asıl adı Sabri Özkan, lakabı Gıjık Dede’dir.)


Aynı gün Belediye hoparlöründen “Kızıllar şehrimizi bastı, Kızıllara Geçit Vermemek İçin Hat Boyunda Buluşalım”
anonsları yapılır…

21 Aralıkta sol görüşlü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı öğretmenler öldürülür. Öğretmenlerin cenazesine “Aleviler, yarın Sünnilere saldıracak” yaygarasıyla saldırı yapılır ve camide cenaze törenine izin verilmediği için de tören tamamlanamaz. Akşam saatlerinde faili şüpheli bir olay daha yaşanır ve üç sağcı genç öldürülür ve günlerce sürecek olan, tarihte eşi benzeri olmayan bir katliamın fitili ateşlenmiş olur.

Katliam boyunca Yörük Selim, Mağaralı, Serintepe, Yusuflar, Dumlupınar, İsadivanlı, Yeni Mahalle, Sakarya, Namık Kemal mahallelerinde, şehir merkezinde, Maraş’a yakın merkez köylerde korkunç kıyımlar olur.  Dinamitlerle, uzun namlulu silahlar, tabanca, balta, satır, keser, demir sopalar, benzin ve gaz kullanılarak yüzlerce kişi öldürülür, yaralanır sakat bırakılır. Hamile kadınlara tecavüzler edilir, çocuklar kaynayan kazanlara atılır, yaşlılar, gençler işkencelerle katledilir.

Ancak bu katliamı sadece sivil faşist gerici katiller gerçekleştirdi demek, eksik bir tespit olur. Hükümette (sözde) sosyal demokrat olduğunu söyleyen bir başbakan ve hükümet olsa da devletin güvenlik güçleri kimi zaman ya seyirci olur, ya da katliam süresince genellikle faşist, gerici katilleri koruyarak, kollayarak, hatta onlarla birlikte katliamın gerçekleştirilmesini sağlarlar.

PTT Memuru - Nüfus Memuru – Piyangocu

Bu arada katliamdan bir hafta kadar önce şehirde yaşanan bazı gelişmeler de çok dikkat çekicidir. Alevilerin yaşadığı mahallelerde kendilerini nüfus sayım memuru olarak tanıtan kişiler, evlerde kimin, kaç kişinin yaşadığını tespit etmekte, bazı evlere kırmızı çarpı (X ) işaretleri koymaktadır. Yine bazı mahallelerde kimi postacı kılığındaki kişiler “mektupların kaybolmaması” için evlerin numaralandırıldığını söyler, evler işaretlenir. Çok sayıda seyyar Milli Piyango satıcısı Alevi mahallelerinde dolanırlar. (2012 den beri Aydın, Erzincan, Malatya, İstanbul, Adıyaman ve birçok yerde olduğu gibi ) Evler işaretlenir çünkü katliam boyunca elebaşı konumundakiler “Üzerinde işaret olan evleri yakın, yıkın, diğerlerine dokunmayın” diye talimatlar yağdırır.

Maraş katliamını, salt bir Alevi-Sünni çatışması eksenine oturtmaya çalışmak, Alevilerin Maraş'a yerleşmesine, ekonomik olarak örgütleniyor olmasına bağlamak; ya da salt CHP iktidarının yıpratılmasına yönelikmiş gibi açıklamak, bu katliamı bir Alevi-Sünni, ya da Türk-Kürt çatışması gibi göstermek son derece yanlış bir değerlendirmedir. Maraş, katliam planlayıcıları tarafından son derece iyi tespit edilmiş bir kenttir.Maraş’ı ve daha sonra yaşanan katliamların kimler tarafından, nasıl, hangi amaçlar için gerçekleştirildiğini doğru anlamak zorundayız. Maraş katliamı Aleviler, Kızılbaşlar, Kürtler, sol ve sosyalist çevrelere karşı ve özcesi düzene muhalif tüm kesimleri sindirme, bastırma, gözdağı verilmesi amacıyla CIA, MİT, Kontr-Gerilla ile sivil faşist, gerici çevrelerce ortaklaşa gerçekleştirilmiştir.

Biliyoruz ki, 68’li yıllarda Avrupa’da gelişen ve tüm dünyaya yayılan sol rüzgârlar doğal olarak ülkemizde de etkisini gösterdi. Yükselen muhalefete karşı emperyalistlerin, kapitalistlerin işbirlikçileri, 12 Mart 1971’de bir darbe gerçekleştirdi ve sıkıyönetim ilan ettileri. 68 Gençliğinin öncülerinden Mahir Çayan’la arkadaşları 30 Mart 1972’de Kızıldere’de, 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Arslan Ankara’da darağacında, 18 Mayıs 1973’te de Ser Verip Sır Vermeme Geleneğinin öncüsü İbrahim Kaypakkaya Diyarbakır zindanlarında katledildi.

12 Marttan sonra da demokrasi ve özgürlük mücadelesi ve sol muhalefet güçlenmeye devam etti. Ve 1973-1977’deki seçimlerden CHP 1.parti olarak çıktı. Parlamento dışı muhalefet de her geçen gün güçleniyordu. Bu durum emperyalistlerin, ordunun, kompradorların, ağaların işine gelmiyordu. Bu mücadelenin önünün kesilmesi gerekiyordu. Bunun içinde ülke içinde birçok yerde çeşitli güçler devreye sokularak, sokak infazları, suikastlar, katliamlar tutuklamalar gerçekleştiriliyor, Maraş vb katliamlar hazırlanıyordu.

Kronoloji


Maraş katliamı öncesi daha önceki yıllar ve aynı yıl ülke içinde çok sayıda olayın şekillendirmede rol aldığını da görüyoruz. Bunu görmek için de bazı kronolojik ve adli bazı olaylara göz atalım.


pnl5Çeşme - Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Canlarla

 

18 Ocak: Ecevit Hükümeti, TBMM’de güvenoyu aldı.

16 Mart: İstanbul Üni.’ne atılan bomba 5 öğrenci öldü, 50 yaralı.  

15 Nisan: Malatya’da 3 öğrenci, Ankara ve K.Maraş’ta 2 işçi öldürüldü. Ankara’da MHP Uyarı ve Yürüyüş Mitingi yapıldı.

17 Nisan: “Hamido” Malatya Bld.Bşk Hamid Fendoğlu gönderilen bombalı paketle öldürüldü. Maraş’ta Alevilerin önde gelenlerinden Memiş Özdal’a bombalı paketler yollandı.

18 Nisan: Büyük bir grup “Kahrolsun komünizm, katil Ecevit, Müslüman Türkiye, Dan Dan Hamido’ya intikam” sloganlarıyla yürüyüşe ve saldırıya geçti. Alevilere ait ev ve iş yerleri işaretlendi. Birçok işyeri tahrip edildi.

19 Nisan: İçişleri Bakanı K.Maraş’ta Türk Yıldırım Komandoları ve Esir Türkleri Kurtarma Ordusu’nun kurulduğunu açıkladı. MHP, halkı birleşmeye çağırdı.

20 Nisan: Ordudan atılan bir yüzbaşı evinde orduya ait TNT kalıplarıyla yakalandı. Yüzbaşının Maraş’a silah sevkiyatında görevli olduğu iddia edildi.

27 Nisan: Ülke genelinde 1 Mayıs afişi asan 4 kişi öldürüldü.

1 Mayıs: Elazığ’da cami minaresinden ‘suya zehir atıldı’ anonsu

29 Eylül: Malatya Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul öldürüldü.

8 Ekim: Abdullah Çatlı liderliğindeki militanlar Ankara’da Bahçelievler Katliamı olarak bilinen saldırıda bir evde 7 öğrenciyi kurşuna dizdiler.

 

1978 yaz ayları…   Alexander Peck, ABD, CIA

Maraş katliamı öncesi en çarpıcı, bize en fazla bilgi verecek durumu, katliamın şifrelerini ABD Ankara Büyükelçiliği 1.Katibi Alexander Peck’in aylar öncesinde Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Malatya ve Maraş illerinde başta MHP olmak üzere AP, MSP gibi partiler, çeşitli dernek ve sendika yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığı bir dizi toplantıda bulabiliyoruz. A.Peck o yaz son toplantısını da katliamdan bir hafta kadar önce Gaziantep’te yaptı. Bu Aleksandre Peck ismi dikkat çekicidir. Çünkü biz olayların parçalarını doğru tamamlayabilir, yaşananları tam olarak anlayabilirsek, o zaman gerekli dersleri daha iyi çıkarabiliriz. Bu bağlamda Maraş katliamından 1 yıl öncesine bakıldığında görüyoruz ki, bazı ABD vatandaşları, ya da subayları 1 Mayıs 1977 Taksim’deki İşçi Bayramında da varlar. Ve o gün Taksim meydanını dolduran yüzbinlerce kişinin üzerine birkaç noktadan ateş açılır. En yoğun olarak da İntercontinental Otelinden. Ne yazık ki, bayram kana bulanır ve 35 kişi katledilir. Katliam öncesi ve katliam günü otelde konaklayan bu bazı Amerikalı subaylar, katliamdan hemen sonra sırra kadem basar, ülkelerine döner giderler.


Altın Hilal

Bir başka  şifre de şu.. Alpaslan Türkeş bu şehirlerin sanal olarak oluşturduğu şekle “Altın Hilal” diyor, Altın Hilal’i oluşturan şehirleri Türklüğün köklerinin güçlendiği topraklar olarak adlandırıyor; bu bölgelerde komünist ideolojiye karşı milliyetçi, toplumsal bir uyanışın olduğunu ve bir temizlik yapılması gerekliliğini konuşmalarında sıkça ifade ediyordu. Bu toplantılarda “temizlik hareketinin” Alevi – Sünni çelişkisinin körüklenmesi üzerine tesis edilmesi kararı da alınıyor. Ve dönemin İçişleri bakanı İrfan Özaydınlı’nın hazırlattığı bir raporda da, Maraş katliamının planlamasını A.Türkeş’in dünürü ve MİT müşavirinin de içinde olduğu 4 MİT mensubu tarafından yapıldığını açıklıyordu.

Ecevit ve çekmecesindeki belge

Tam da bu noktada bu katliamın en büyük sorumlularından biri üzerine de birkaç söz söylememiz gerekiyor. Bu kişi hepimizin bildiği gibi yıllarca Alevilerin, Kürtlerin, demokrat, sosyal demokratların adını dağa taşa yazdıkları, Karaoğlan diye sahiplendikleri; hem kendi örgüt yöneticileri, hem de MİT’in kendi içindeki bir grubu tarafından rapor sunularak katliam yapılacağından haberdar edilen, buna rağmen kılını kıpırdatmayan, üstelik onu 32 yıl çekmecesinde saklayan  Ecevit’tir.


Ecevitin çekmecesindeki belgede (1 Ocak 1979- bizzat kendi el yazısıyla: Çok ciddi bir kaynaktan verilmiştir’ notu düşülmüş) şöyle diyordu: “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas, Maraş) çıkacağına dair bir-iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim Maraş olayı MİT'tin (Şahap H., Ali K., Mehmet K., Av. Metin E. Nart K.) müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır.  MİT, CHP zamanında büyük olayları yapan ve yaptıran MHP'lilere ait bilgileri saklamış, sıkıyönetim mahkemelerine sadece sola ait raporların verilmesi hususunda Türkeş, MİT'teki elemanlarına talimat vermiştir.”

1974 yılında yüzlerce kilometre mesafede, deniz ötesindeki Kıbrıs’ın % 40’ına yakın toprakları 45 dakikada işgal eden ordu birlikleri günlerce ortalıklarda görünmez, hatta polisler ve askerler katillerle birlikte cinayetler işlerler. Kıbrısı işgal etme emrini veren Ecevit’te ortalarda görünmez.


Resmi sonuçlar

Resmi verilere göre yedi gün süren olaylar sırasında 150 (350) Alevi öldürüldü, 1.000 den fazla kişi yaralandı, Alevilere ait 200'ün üzerinde ev yakıldı, 100'e yakın işyeri tahrip edildi. Savcının iddianamesine göre katliama karışanların sayısı 1.350 kişiydi. Bunlardan 752 kişi tutuklandı.  23 yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1–24 yıl arasında ceza aldı. Yine savcının iddiasına göre katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise hiçbir zaman ulaşılamadı. 1991’de çıkan TMK ile ceza alanların bir kısmının yattığı yıllara sayılarak ertelendi, diğerleri serbest kaldı.

Sıkıyönetim – 12 Eylül


Katliamdan sonra 12 Eylüle giden yol için 26 Aralık 1978 saat 07.00'den itibaren İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Daha sonra bu illerin sayısının arttırıldığını da biliyoruz. Ve 12 Eylül darbesinden sonra CIA'nın Türkiye Temsilcisi Richard Perle “bizim çocuklar başardı” (our boys did it) 
ABD Dışişleri Bakanı Muskie ise 12 Eylül faşist darbesine ABD Başkanı Carter'a  “Başkanım,  Türk ordusunun komuta heyeti Ankara'da yönetime el koydu. Herhangi bir kaygıya gerek yok. Müdahale etmesi gerekenler müdahaleyi yaptı”  diyordu.


Travma 


Bu katliamın sonucunu sadece öldürülenler, yaralananlar ile açıklamaya çalışmak yetersiz kalır. Katliamın çok önemli başka sonuçlarına bakalım. Tek tipleştirmeci, ötekileştirici, inkârcı, yok etmeye yönelik ve emperyalizmin uşağı Türk – İslamcı anlayış sayesinde Aleviler, Kürtler korku yoluyla göçe zorlanmış ve Maraş’taki Alevilerin % 80 ‘i şehri terk etmiş, başka şehirlere ve özellikle yurtdışına gitmişlerdir. Katliamdan buyana 35 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan bireysel, toplumsal ve ruhi travmalar halen devam etmektedir. Halen birçok Maraş’lı katliamda terk ettiği ata yurduna, evine, köyüne dönmeye cesaret edememekte, çocuklarına o katliamı anlatmamaktadırlar. Birkaç yıldır özellikle AABK ve PSAKD önderlikli Maraş’ı Maraş’ta anma etkinliklerine, daha önceleri yıllarca Sivas’ta Madımak anmalarında gördüğümüz gibi Maraşlılar katılmaya cesaret edememektedir.

Unutmak!!!

 

pnl6

Menemen - Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi 21.12.2014

 

Ama nasıl unutacağız?

Hesaplaşma ve Yüzleşme olmadan katliamları unutamayız…

Zaten nasıl unutacağız ki?

80 yaşındaki kadının gözlerinin tornavida ile gözlerinin oyulmasını unutabilir miyiz?

10 yaşlarındaki çocukların kaynar kazanlara atılarak öldürülmesini kim unutabilir?

Hamile kadınların karınlarının satırlarla deşilerek ceninlerin dahi öldürülmesi vahşetini mi unutacağız?


Çocukların, yaşlık kadın ve erkeklerin üzerlerine gaz ya da benzin dökülerek yakılmalarını kim unutabilir?

Ağaçlara çivilenen çocukları unutmak hangi vicdanın işi olabilir?

Tarihlerini objektif bir şekilde incelemeyen, araştırmayan, olayın arka tarafında kalanları gün ışığına çıkartmayan, yorumlamayan, hesaplaşmayan, yapılanlarla yüzleşmeyen ve ders çıkartmayanlar aynı hataları yapmaklar, karşı karşıya kaldıkları aynı haksızlıkları, zorlukları, hak ihlallerini, katliamları yaşamaya devam edeceklerdir.

Hesaplaşma – Yüzleşme


Maraş dahil bugüne kadar yaşanan tüm katliamların ilk sıradaki sorumlusu devlettir. Bizler öncelikle devletle hesaplaşmalı, yüzleşmeli, katliamlarla ilgili gizlenen arşivler, belgelerin açıklanmasını, saklanmaya ve korunan çalışılan gerçek suçlu ve sorumluların tespit edilip yargılanmalarını talep etmeye devam etmeliyiz.

Maraş katliamı çeşitli ulusal ve uluslar arası güçler tarafından planlı programlı yapılmış bir katliamdır. Bir devlet katliamıdır. Tıpkı Sivas’ta Çorum da Gazi de, Roboski de olduğu gibi. Diğer tüm katliamlarda olduğu gibi, gerçek suçlular ortaya çıkmasın, yargılanmasınlar diye katliamın üstü örtülmüştür. Maraş katliamı dosyası yeniden açılmalı, tüm sorumluları ortaya çıkarılmalı ve yargı önüne çıkarılmalıdır. Devlet Maraş katliamından ve diğer katliamlardan ötürü toplumdan özür dilemeli, Maraş'a katliamı ve yitirdiklerimizi sembolize eden bir anıt dikilmelidir.


Devletle, sistemle kesinlikle hesaplaşma ve yüzleşme gerçekleşmelidir. Yoksa daha çok Maraş, Cezaevleri, Roboski ve benzer katliamları yaşarız.


Bu topraklarda yaşanan Koçgiri, Zilan, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Madımak, Gazi ve Roboski katliamları, unutulmamalı, unutturulmamalı ve yaşananlardan mutlaka gerekli dersler çıkarılmalıdır. Unutursak hatırlatırlar.. Koçgiri katliamını unuttuk.  Zilan’da katlederek hatırlattılar. Zilan’ı unuttuk, Dersim’de hatırlattılar. 

5 Haziran 1966 Ortaca, 11 Haziran 1967 Elbistan,  5 Mart 1971 Kırıkhan, 18 Nisan 1978 Malatya katliamları yaşandı ve yine kısa sürede unutuldu. Unutulunca 1-4 Eylül 1978 Sivas Alibaba’da hatırlattılar. Sivas’ı da unuttuk. Hemen 1978 Maraş katliamını yaşatıp hatırlattılar. Ama Maraş’ı da unuttuk. Bu kez 29 Mayıs-3 Temmuz 1980’de Çorum’da hatırlattılar.

Biz unutmaya devam ettikçe onlar hatırlattılar. Çorum unutulunca 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak katliamında içlerinde 12 yaşındaki Koray Kaya’nın da olduğu 33 canımızı daha katlettiler. Ve ardından 12 Mart 95 Gazi ile Ümraniye katliamları… 


Seyit Rıza’nın kızı Leyla Dersim 38 Belgeselinde: “Bunu unutmayın, elinizi, ayağınızı, gözlerinizi öpüyorum. Bunu unutmayın, bu derdi unutmayın” diyordu.

Ben de sözlerimi Maraş katliamını yaşamış, birçok akrabasını katliamda yitirmiş bir Maraşlı amcamızın torunlarına söylediği: “Herkesin yarası parmağında, bizimkisi ciğerimizde. Sakın unutmayın bunları!“ diyerek bitiriyorum.

Erdal YILDIRIM



Sinevizyon Video linki:

http://www.youtube.com/watch?v=QiZwxvXeIvA&feature=youtu.be

Wednesday, 19 Haziran 2019

DUYURULAR

AVRUPA PANELLERİ

******

1-) DANİMARKA AARHUS 

Aarhus Alevi Kültür Merkezi

 

3 Mayıs Cuma 18:00 

 

"DERSİM TERTELESİ ve ALEVİ KATLİAMLARINI KONUŞUP

MAYIS AYINDA YİTİRDİĞİMİZ  68 ÖNDERLERİNİ" ANACAĞIZ.

  Aarhus DK Panel afii

ADRES: BREDSIFTEVEJ 8, 8210 AARHUS

 

Not: 4 Mayıs Cumartesi Saat 10:00'da HEDENSTED AKM'de Kahvaltıda buluşalım. 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

 ******

 

2-) ALM./BREMEN 

 

5 Mayıs Pazar  13:00

Bremen Cemevi 

 

"DERSİM SOYKIRIMI ve MAYIS ŞEHİTLERİ" PANELİ  

 Bremen panel afii 05.05.2019

 

Adres: Breitenweg 41, 28195 Bremen 

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.  

****** 

 

4-) ALM./HAMBURG

 

6 Mayıs Pazartesi  18:30

"DERSİM TERTELESİ VE 68 ÖNDERLERİ" Paneli 

 Hamburg panel afii 06.05.2019

Adres: Nobistor 33, 22767 Hamburg

Tüm canları, dostları, yoldaşları bekleriz.

******

 

Makale Görünüm Sayısı
314522